Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2010 Pazar

EDEBİYAT NOTLARI: DUBLÖRÜN DİLEMMASI

"İmkansız, reddedilmiş mümkündür ve kuzeye gidildikçe imkansızlar çoğalır."
"Aşk, insanın şahsiyetini pekiştirir. Çünkü hayatın manası, aşk bohçasında gelen bir hediyedir. Mevcudiyetinin hakkını vermek, hiç değilse mazeretini bulmak isteyen insan yalnızca aşka müracaat edebilir."

"Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir,....."
"Hedefe ulaşan, her şeyi ıskalamıştır!"

- "Kaç yaşındasınız?"
-"On sekiz."
-"Hımmmm, on sekiz... dilimizdeki en güzel kelime."
-"İnsanlarla hep böyle mi konuşursunuz?"
-"Evet. Biri Shakespeare' le aynı gezegende yaşadığımızı hatırlamalı."

"İnsan, ne ise o olduğunu inkâr eden yaratıktır."

1 Haziran 2009 Pazartesi

EDEBİYAT NOTLARI/ SICAK KÜLLERİ KALDI

Oya Baydar' ın tadına doyamadığım çok ama çok güzel romanından alıntılar:

"Zamana ihtiyacın var. İyileşeceksin. Hep iyileşilir, unutulur; hep yeniden başlar insan. Yeniden başlarız."

"Soruların cevabı yok. Soru sorduğun anda işin bitmiş demektir. Çözümsüzlük, cevabı bulamamakta değil, soruyu sormuş olmakta. Soru, inancın, güvenin, huzurun bittiğinin işaretidir."

"Aşkta ve inançta soru sormaya başladın mı büyü bozulur. Dindar soru sormaz; aşık da, kör militan da öyledir. Onlar inanırlar ve inandıkları için huzurludurlar."

"-Seninle güzel şeyler yaşadık Ülkü, yazık ki geç kalmıştık. Geç de olsa hiç yaşanmamasından çok daha iyiydi. Aşk, yaşam, ölüm... Her şeyi yaşamak güzel. Belki de dünyaya gelmemizin tek amacı bu; yani her şeyi yaşamak, bütün yaşadıklarımızla zenginleşmek, sonra da ölmek. Başka türlü söyleyecek olursam, kendinden başka hiçbir amacı, hiçbir anlamı yok yaşamın."

23 Aralık 2008 Salı

"KÜÇÜK PRENS" BÜYÜKLERE DİYOR Kİİİİ...

"Bu insanlar (büyüklerden söz ediyor)* rakamlardan hoşlanırlar. Onlara yeni bir dosttan söz ederseniz asıl önemli olan şeyleri sormazlar size; hiç bir zaman "Sesinin tonu nasıl? En çok sevdiği oyunlar hangileri? " diye sordukları olmaz. "Kaç yaşında? Kilosu ne kadar? Babası ne kadar kazanıyor? " diye sorar ve yalnızca o zaman onu tanıdıklarına inanırlar.

"İnsanın kendini yargılaması, başkalarını yargılamasından çok daha güçtür. Kendini iyi yargılamayı başarabilirsen, bu demektir ki sen gerçek bir bilgesin."

"....Çünkü dil yanlış anlamaların asıl nedenidir."

"İnsan bulunduğu yerden hiç bir zaman memnun değildir."

"-Senin dünyandaki insanlar aynı bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar orada... Oysa aradıkları şey bir tek gülde ya da biraz suda bulunabilir. Ama gözler kördür, yürekle aramak gerekir."

Benim gibi çocukluğunda okumamış olanlara içindeki çocukla tanıştırmalarını, okumuş olanlara hatırlamalarını, çocuklara da tez elden edinmelerini öneririm.


* benim notumdur

10 Kasım 2008 Pazartesi

ACIMAK ÜZERİNE BİR ROMANDAN (SABIRSIZ YÜREK)



Eski çevirisinde adı "Acımak" olan bu romanda yazarın acıma duygusunu derinlemesine ele alışı, gereksiz acımaların insanı hangi durumlarla baş etmek zorunda bırakacağı leziz bir biçimde anlatılmış.

Zaman zaman sağlıklı bir vücuda sahip olmanın ayrıcalığından utanabilecek kadar duyarlı olan kahramanımız üzerinden insanın duygusal katmanlarını bir bir soyup sorgulamış Stefan Zweig. Benim naçizane yorumum bu kadar. Gerisi kitabın içinden, algı süzgecimin üstünde kalanlardan bir bölümü. Buyrun paylaşalım:
"Başkalarından dinlenenler ve kitaplardan okunanların hepsi gelip geçiyor, geriye yalnızca kendi yaşadıklarınızın yüreğinizde uyandırdığı duygular kalıyor."

"... Arzulamak ve özlem duymaktan çok daha beterinin, istemediğin halde sevilmek ve bu rahatsız ediici tutku ve ihtirasa karşı koyamamak olduğunu anlıyordum....... Karşılıksız olarak sevilen kişi, ölçüsünü ve sınırlarını kendisinin belirleyemediği bu tutkuya gem vurmakta çaresizdir."
"Ve aşk kendi dünyasında her şeyin en sınırsızını , en ölçüsüzünü arzuladığı için, ölçülü ve tedbirli olan her şey onun için dayanılmaz ve iticidir."

"Kararlarımız, kabul etmek istemesek de büyük ölçüde sosyal konumumuzla sağladığımız uyuma ve çevreye bağlıdır. Düşüncelerimizin büyük kısmı genellikle önceden edinilmiş izlenimlerin ve etkileşimlerin doğal bir sonucudur."

"Vicdan anımsadıkça, hiç bir suç unutulmaz!"

7 Ağustos 2008 Perşembe

"KADINDAN KENTLER"



Kısa süre önce okuyup bitirdiğim, vedalaşmakta çok zorlandığım Murathan Mungan romanı... Yurdun bir çok ilinden, iliğine kadar işlenmiş kadın manzaraları, hikâyeleri, ilişkileri... Nefis örüntüler, betimlemeler, kesişmeler. Lezizdi gerçekten.

Okuyanlardan yorumlarını beklerim.