31 Ocak 2010 Pazar

Kısa Bir Yol Hikayesi


Uzun sayılabilecek bir aradan sonra yaptığım otobüs yolculuğu Ankara' ya idi geçen cumartesi. Soğuk mu soğuk bir havada, sıcak bir veda ile ayrıldım kentimden. Doğru firmayı seçmiş olduğum için kendimle gurur duydum öncelikle. Uçak gibi bir otobüsle, konforlu bir yolculuk oldu.

Karla kaplı karayollarında nefis manzaralar gördüm ve "heyecanla fotoğraf makinemi çıkarıp" hızla giden otobüsün olanak verdiği ölçüde fotoğrafladım bu güzel görüntüleri.

Kulağımda Efe Tur' un kulaklığı ile çok güzel, dingin şarkılar dinleyerek, Gök' ten gelen mizah dergimi okuyup kıs kıs gülerek, camdan dışarı bakıp manzara dışında pek çok şey görerek ve gülümseyerek zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan yol bitti.

Gitmek nicedir bu kadar keyifli olmamıştı.


Çapraz koltukta oturan liseli ağabey ve 4-5 yaşlarındaki kız kardeş, kulaklığı çıkarttığım zamanlarda tanık olduğum güzel kardeşlik ilişkisi ile mutlu eden bir tabloydu ayrıca. Ağabeyin dizlerine yatmış küçük kız, İngilizce sayı saymayı öğrenmeye çalışıyor, ağabeyi tarafından tekerlemelerle, bilmecelerle, sevgi dolu bir ilgiye mazhar oluyordu. Gencin cebinde taşıdığı ve ara ara çıkarıp okuduğu kitap da benim için çok önemli ve bir öğretmen olarak gurur vericiydi. Ki bu duygu ve düşüncelerimi iletmeden durmadım elbette kendisine. Efendice teşekkür etti genç arkadaşım. Ama asıl teşekkürü hak eden kendisiydi görmeyi özlediğimiz genç tipi olduğu için.

İşte böyle. Gitmeyi güzel kılanın gelmesi, dönmeyi her zamankinden güzel kılması umuduyla bekleme zamanı şimdi...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder