<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460</id><updated>2012-01-08T13:32:48.647-08:00</updated><category term='efe tur'/><category term='baba'/><category term='balık'/><category term='tango'/><category term='Kitap'/><category term='lublin'/><category term='hastane'/><category term='aylak adam'/><category term='yolculuk'/><category term='aslı tohumcu'/><category term='saklıkent'/><category term='tatil'/><category term='son kullanma tarihi'/><category term='balkan sineması'/><category term='murathan mungan'/><category term='jasmin dizdar'/><category term='yiyecek'/><category term='erguvan kapısı'/><category term='İÇerden'/><category term='kaş'/><category term='Hayat'/><category term='afilifilintalar'/><category term='kız arkadaş'/><category term='beatiful people'/><category term='murat menteş'/><category term='oya baydar'/><category term='yalova'/><category term='çocuk'/><category term='kadın'/><category term='öğretmen'/><category term='yusuf atılgan'/><category term='bozcaada'/><category term='sinema'/><category term='çevre'/><category term='otobüs'/><category term='deniz'/><category term='polonya'/><category term='hakkaride bir mevsim'/><category term='araba'/><category term='çanakkale'/><category term='müzik'/><category term='Hayat v.s.'/><category term='erkek'/><category term='greenpeace'/><category term='gezi'/><category term='çağrışım'/><category term='ölüm'/><category term='küçük fil'/><category term='edebiyat'/><category term='dans'/><title type='text'>"İnsan bazen olmak istemediğine sürgün edilir."</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>66</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2747090945326930480</id><published>2012-01-08T03:20:00.000-08:00</published><updated>2012-01-08T03:20:35.661-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçük fil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalova'/><title type='text'>devr-i sene</title><content type='html'>iki yıl önce, tarih bugünün tarihi, günlerden cuma idi. akşam telefonuma düşen mesaj şöyleydi:"yarın, küçük fil?" gülümsedim.. ertesi gün, Yalova'nın en sevimli, sıcak mekânlarından Küçük Fil'de, siyah tişörtlü bir adamla su gibi akıp giden bir sohbetin içinde buldum kendimi. saatler geçti, daha oturabilecekken ben oturaksız nero, kalkıp veda ettim, gittim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonraki günlerde zeki demirkubuz konulu e-postayla başlayan yazışma trafiği çok işlekti,çok keyifliydi. tatlı tatlı cümleler düştü de düştü bilgisayar ekranından gözüme, gönlüme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hikâye uzun, anlatması zevkli. ama kestirmeden varıyorum: siyah tişört ve kotun(hem de ne kot!)öyle yakıştığı, öyle güzel gülümseyen(kahkahası da ayrı meşhurdur hani),güldüren, lezzet avcısı, ılık rakıcı,herkesi, herşeyi düşünmekten saç kalmamış güzel kafalı adam şimdi en yakınımda, yanıbaşımda. Küçük Fil'deki gibi sıcak ve güzel konuşuyor hala karşımda. 2010 yılına bana bu armağanı verdiği için tekrar teşekkür ediyorum. &lt;br /&gt;hey Gök,haftaya Küçük Fil? ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2747090945326930480?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2747090945326930480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2012/01/devr-i-sene.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2747090945326930480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2747090945326930480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2012/01/devr-i-sene.html' title='devr-i sene'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-5528071811942739606</id><published>2011-11-29T01:46:00.000-08:00</published><updated>2011-11-29T01:46:47.129-08:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Selam sanal günlük. Görüşmeyeli Pdr'de yaratıcı drama konulu atölye ile dramaya "ilkadım"ı attım. Şimdilik başka bir adım atmayı düşünmüyorum. Tezle ilgili uyuzluğum devam ediyor. Böyle giderse bir yılda ancak biter. Of! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci kez teyze oldum. Hayatımıza Barış Ekin katıldı. Uçurtmanın kucağında artık onu göreceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler genelde Bostancı-Küçükyalı arası mesafeyi yürüyerek katetmekle,okulda Çağatay'la; akşamları televizyon, film ve bilgisayar ile geçiyor. Malum kış akşamları. Sağolsun kocam kâh perdenin kâh kapının arkasından çıkarak, arkadan sessizce gelerek ve başka yaratıcı yöntemlerle beni korkutarak ev hayatımızı renklendiriyor. O gülmekten, ben sinirden katılarak şenleniyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalova'ya nerdeyse bir ay aradan sonra bu hafta sonu gideceğiz. Çok özledik. Şimdilik bu kadar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-5528071811942739606?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/5528071811942739606/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/11/selam-sanal-gunluk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5528071811942739606'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5528071811942739606'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/11/selam-sanal-gunluk.html' title=''/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-424315565263528400</id><published>2011-10-10T04:08:00.000-07:00</published><updated>2011-10-10T07:13:11.763-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kız arkadaş'/><title type='text'>kız arkadaşlar</title><content type='html'>içten içe bildiğim halde bilmezden geliyor, hiç olmayacak gibi devam ediyordum. bir gün yalnızlık duygusuyla sarsılmayacak gibi,Gök adamımla güzel geçen günler, akşamlar, hafta sonu buluşmaları beni hep bu düzeyde tutacak gibi düşünmek işime geliyordu. ancak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen hafta gelen soğuk algınlığı ve grip dalgası her zamanki gibi duygulanım rüzgârını da getirdi başımda estirdi mi. okul tatil, hava güzel mi. gönül gezmek dolaşmak, para harcamak ister fakat asıl zevki verecek olan kız arkadaşı aramaz mı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;can ciğer Nar, yanındaki güzel melek,Ankara Özlem'i, derken katmerlendi özlem ve yalnızlık duyumsaması. uzak olmak ve telefonla bağlanmak canımı sıktı fena halde. gözlüğün arkasından döktüm bir kaç damla yollarda. içim ezildi. vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ruhsal gölgem Beste,vefalı Esuş, kara üzüm gözlü Özge, dingin Azize,sevgili güzel kız arkadaşlarım, hepinizi çok özlüyorum ve yakınımda yamacımda olmanızı deli gibi istiyorum. yerinizde rahat, huzurlu ve mutlu olun ama n'olur isteyince bir çay içebilsek, hazırladığımız yemeği birlikte yiyebilsek, alış veriş yaparken dertleşsek be!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fizÎken uzak ya da yakın, iyi ki varsınız. sizi seviyorum. ama yine de yakınlaşın ya! şş İstanbul'a gelen yok mu??&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-424315565263528400?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/424315565263528400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/10/kz-arkadaslar.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/424315565263528400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/424315565263528400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/10/kz-arkadaslar.html' title='kız arkadaşlar'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-9113930073694899528</id><published>2011-09-05T05:34:00.000-07:00</published><updated>2011-09-06T04:15:01.984-07:00</updated><title type='text'>yeni hayat</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-MsDmPovQtRE/TmTMddPCIQI/AAAAAAAAAF4/o4rLQL0xKJU/s1600/IMG_0175s.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 213px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-MsDmPovQtRE/TmTMddPCIQI/AAAAAAAAAF4/o4rLQL0xKJU/s320/IMG_0175s.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5648864639065399554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yeni adresim Menekşe Sokak'dan yazılarıma devam ediyorum sevgili sınırlı sayıdaki okurlarım :) Uzun bir aradan sonra merhaba.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşmeyeli hayatımızda şunlar oldu: 16 temmuz günü, evlendirme memuru Hasan Bey'in siyasi nedenlerle müzik çalınmadığını söylediği Yalova Belediyesi'nin sıcak nikah salonunda Gök'le birbirimizi karı-kocalığa kabul ettik. Evlenme Cüzdanı denen defteri fotoğrafçının ısrarına karşın sallamadan, havaya falan kaldırmadan efendice damatlık cebine yerleştirdik. Marinada kalabalık bir grupla yemeğimizi yedikten sonra hikayemizin başladığı yer olan Sindoman'da dostlarımızla içkimizi içip dans edip eğlendik. Bundan böyle beni gören Gök'ü, onu gören beni "nerde" diye sorabilecek, her yerde rahatça birlikte dolaşabilecektik. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bozburun ve Datça'nın, Bozcaada'nın güzel denizlerinde yüzdük,şımardık, deniz canlılarını tanımaya ve biraz da taciz etmeye devam ettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemekleri, sahilde yürüyüşler, arkadaş buluşmaları, misafir kabulleri, aile ziyaretleri, ev düzenini oluşturmak gibi birlikte yaşam etkinliklerini bizzat yerine getirdik, ilk bayramımızı da aradan çıkardık. Birlikte en uzun tatilimizi de yapmış olduk başarıyla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altı pişmeyen ve tepsiden kalkmayan börekler yaptım, kilolarca domates doğradım, bahçede çalıştım, onlarca koli boşalttım. Çerkes kadını neymiş gösterdim kocama :) Evdeki dolapları giysi ve mutfak eşyalarıyla doldurdum, kocam buna bozuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni okuluma da bugün başladım. Her okulun birbirine ne kadar benzediğini bir kez daha gördüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epeyce bir değişiklik yaşamış olmama karşın, oldukça sakin ve rahat davranıyorum. Sanki bunca yeniliği yaşayan ben değilmişim gibi. Demek ki hep hazır olduğum şeylerdi ve işler yolunda diye yorumluyorum. Şükürler olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenilenen hayatımda, adresimde, güzel adamımla güzel zamanlar geçirmek, sahip olduklarımızın değerini bilerek huzurla yaşamak dileğiyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-9113930073694899528?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/9113930073694899528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/09/yeni-hayat.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/9113930073694899528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/9113930073694899528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/09/yeni-hayat.html' title='yeni hayat'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-MsDmPovQtRE/TmTMddPCIQI/AAAAAAAAAF4/o4rLQL0xKJU/s72-c/IMG_0175s.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1117167655307374896</id><published>2011-06-08T13:22:00.000-07:00</published><updated>2011-06-08T13:53:08.513-07:00</updated><title type='text'>halka</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/---ELtMoacKQ/Te_hBtXrSZI/AAAAAAAAAFw/90suS17kkJc/s1600/P6040214.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/---ELtMoacKQ/Te_hBtXrSZI/AAAAAAAAAFw/90suS17kkJc/s320/P6040214.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5615954679829318034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31 Aralık 2009 gecesi tanıştığım güzel adamımla, kısa bir süre sonra başlayan buluşmalarımız bu günlere kadar sürdü. Birlikte çok güzel günler yaşadık, bolca güldük karşılıklı gamzelerimizle, yedik içtik, gezdik tozduk, konuştuk paylaştık, anlattık anlaştık... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey öyle güzeldi ki bu süre zarfında, bazen ayrı geçen günler zul geldi. Özledik. Kavuştuk, huzur bulduk. Sevmenin ve sevilmenin, karşılıklı güvenmenin güzelliğine teslim ettik kendimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte geçirmek istediğimize karar verdik yaşamımızı bundan böyle. Bu kararın ardından izlenecek prosedürler biraz yorucu ve gerginlik verici olsa da kaçınılmazdı, kaçmadık nitekim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1117167655307374896?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1117167655307374896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/06/halka.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1117167655307374896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1117167655307374896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/06/halka.html' title='halka'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/---ELtMoacKQ/Te_hBtXrSZI/AAAAAAAAAFw/90suS17kkJc/s72-c/P6040214.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6064032959219167291</id><published>2011-05-09T10:41:00.000-07:00</published><updated>2011-06-08T13:21:58.007-07:00</updated><title type='text'>Yinelenen Yenilikler</title><content type='html'>Her gün aynı güzergâhı yürümenin bazı sonuçları vardır. Her sabah aynı saatlerde aynı yollardan ters yöne giden birçok insanla karşılaşırsın ve onları ‘tanırsın’ artık. Hatta kimle aşağı yukarı nerde karşılaşacağını bilirsin. Zaman zaman bu kesişme yeri senin ve ya diğerinin geç kaldığına işaret eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Tanımazlıktan gelip geçen eski öğrenci, her sabah günaydın diyen bir başka eski öğrenci, şalını bir ucundan dudaklarının arasına alan teyze (bazı kadınlar eşarpla da bunu yapıyor ve ben nedenini kesinlikle bulamadım), top sakallı göbekli bey, Denizcilik Lisesi öğrencileri… bu insanlarda bir değişiklik varsa dikkatini çeker. “Hımm, saçlarını kestirmiş” dersin örneğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Ücretsiz deneme süresi olan masaj yatağı sırasının yoğunluğunu kontrol edersin, karda kışta torbalarını sıraya sokup bekleyen insanların dertlerine derman bulmalarını dileyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Trafik lambalarında ne kadar bekleyeceğini tahmin etmek, yeşil yanmakta iken adımını attığında yaya geçidinin ortasında kırmızıya dönüp dönmeyeceğini (ayarı yanlış) kestirmek de mümkün olur bir süre sonra. Arada bir araçlara on saniye kırmızı yanan ve sönen (yeşile dönmeyen) ışıklarda yabancı plakalı araçların durup yeşil ışık bekleyeceğini, arkasında oluşan konvoya, çalınan kornalara rağmen gitmeyeceğini bilip izlersin bunu ve gülümsersin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Terzinin mankenlere yeni giysiler giydirip giydirmediğine bakarsın. Simit ve poğaça fırınından sokağa yayılan kokular her sabah aynı güzelliktedir. Yaklaşırken başlarsın koklamaya. Bazen kokunun cazibesine dayanamaz, yağlı mağlı dinlemez alırsın, sıcak sıcak yersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Çok sevdiğin, altından geçerken çiçeklerini koklayarak mutlu olduğun ağacın kesilmesine sebep olan binaya sinir olursun. İnşaatın ilerleyişine, her gün yapılan yeniliklere hâkimsindir. Camları takılmış, önüne taş döşenmiş, iki daireye yerleşilmiş vb.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bahçeye girişte solda kalan koca çınarın tek bir kuru yaprağının onca fırtınaya, yağmura karşın düşmemesine hayret edersin önce. Sonra da yaprağı takibe alırsın. Her sabah başını kaldırıp bakar, incecik bir bağ ile ağaca bu ısrarlı tutunuşunu takdir eder, selam verirsin yaprağa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Sıkıcı gibi görünse de her gün aynı yerlerden aynı insanlardan geçerek bir yere ulaşmak; zevkli tarafları vardır velhasıl. Ya da zevkli kılmak için bulduklarımdır bunlar, bilemedim orasını. 16.03.2011&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6064032959219167291?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6064032959219167291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/05/yinelenen-yenilikler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6064032959219167291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6064032959219167291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/05/yinelenen-yenilikler.html' title='Yinelenen Yenilikler'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2412743419137772127</id><published>2011-04-25T11:34:00.000-07:00</published><updated>2011-04-25T11:40:46.279-07:00</updated><title type='text'>Yeniden Yayındayız</title><content type='html'>Nihayet nice zamandır (bilmiyorum) kapatılan sanal güncelerimiz geri açıldı erişime. Hayır arada iki cümle yazıyorduk, dilimiz/elimiz şişti. Yazılacakların heyecanı, duygusu geçti. Üstelik burdaki yazılarımı hâlâ kopyalamadığım için "ya tümden gittiyse bu defa" diye epey huylandım. Çok önemli yazılar olmayabilir ama yine de benim hatıralarım, nacizane anekdotlarım işte. Bana kıymetli, az da olsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım bir daha mahkeme kararıyla kapatılmadan güzel güzel devam ederiz efenim. Tekrar merhaba demekle yetinelim şimdilik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2412743419137772127?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2412743419137772127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/04/yeniden-yayndayz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2412743419137772127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2412743419137772127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/04/yeniden-yayndayz.html' title='Yeniden Yayındayız'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-7384463984056624280</id><published>2011-02-27T12:22:00.000-08:00</published><updated>2011-02-27T12:41:05.816-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tango'/><title type='text'>acemi tangocu</title><content type='html'>Küçük şehrimizdeki bir  konserde, İncesaz'ın "Bir Çapkına Yangınım" adlı şarkısı söylenirken tango yapacağımı öğrendiğimden beri heyecan içindeyim sevgili okurlarım. Önce biraz temkinli yaklaştım habere. Belki hocam beni yeterli bulmaz, belki iptal olur vb. olasılıkları düşündüm. Ancak geçen haftadan bu yana hummalı bir çalışma içindeyiz. Beş saati bulan çalışmalarda ayaklarım ve bacaklarım yıllardır çekmediği acıları hatırladı. Merdiven inip çıkmanın ne kadar zorlayıcı olabileceğini uzun zaman sonra yeniden anımsadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat her şeye rağmen çok keyifli ve güzel bir süreç. Hele ki Galip Hocam'ın "evet! işte bu!" "şimdi dans ediyoruz" gibi sözlerini duyduğumda, iyi olduğum zamanlar onun aldığı keyfi gördüğümde tüm sızılar geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız tango ne ince, ne zor dansmış arkadaş! Ufacık bir ayrıntı öyle önemli ki; onu atlarsan her şey berbat olabiliyor. Ya da incecik bir detayı kavradığında ancak olayı kıvırabiliyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir tango videoları izliyor, evde ayna karşısında çalışmaları sürdürüyor, dans ayakkabılarıyla takır tukur geziniyorum. Tangoyla yatıp tangoyla gözümü açıyorum. Umarım haftaya pazar akşamı güzel bir gösteri ile çalışmaların sonucunu alırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabrı ve yoğun emeği için Galip Hoca'ya, ayakkabı ve moral destek için sevgili Gök'e, evde bir dans delisine katlandığı için Miacığım'a, heyecanımı her yönüyle paylaştığı için  cancağızım Nar'a teşekkürü borç bilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-7384463984056624280?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/7384463984056624280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/02/acemi-tangocu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7384463984056624280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7384463984056624280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/02/acemi-tangocu.html' title='acemi tangocu'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2587948520938145623</id><published>2011-01-28T02:59:00.000-08:00</published><updated>2011-01-28T03:09:05.356-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aslı tohumcu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='afilifilintalar'/><title type='text'>Çeteye Davet</title><content type='html'>Şu internet güzel iş vallahi. Nerden başlayıp nerelerde bulabiliyorsun kendini. Bazen bu gereksiz zaman harcama biçiminde de olabiliyor gerçi ama güzel yerlere çıkınca pek hoşuma gidiyor. Hemen sevdiklerimle paylaşmak, onları da haberdar etmek istiyorum vardığım yerlerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet sadede gelecek olursam (ki geleyim diyorum artık), keşfettiğim yeni sitede çok keyifli yazılar var. Zaten bir kısmı tanıdık ve sevildik (böyle bi kelime yok galiba ama şu an çok uygun geldi bana) olan yazarlar bir çete kurmuşlar. Haydi bir göz atın: &lt;a href="http://www.afilifilintalar.com/"&gt;http://www.afilifilintalar.com/&lt;/a&gt; Sevgili kız arkadaşlarım Aslı Tohumcu'yu gözden kaçırmayın lütfen ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğiniz yazıları da yorum olarak bırakırsanız bal kaymak olur :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2587948520938145623?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2587948520938145623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/01/ceteye-davet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2587948520938145623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2587948520938145623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/01/ceteye-davet.html' title='Çeteye Davet'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2814990082040072865</id><published>2011-01-25T09:43:00.000-08:00</published><updated>2011-01-25T09:45:41.134-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='greenpeace'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çevre'/><title type='text'>KAÇ SANTİM?</title><content type='html'>Hadi iki dakikamızı ayırıp sanal eylem yapalım: &lt;a href="http://www.kacsantim.org/"&gt;http://www.kacsantim.org/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2814990082040072865?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2814990082040072865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/01/kac-santim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2814990082040072865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2814990082040072865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2011/01/kac-santim.html' title='KAÇ SANTİM?'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1332409656058309943</id><published>2010-12-23T13:51:00.000-08:00</published><updated>2010-12-23T14:08:37.332-08:00</updated><title type='text'>kaza</title><content type='html'>Okulda son saatler biraz gerildimse de dışarı çıktığımda güneşli ılık hava keyfimi yerime getirmişti. Ninesiyle kaldırımda duran dünya tatlısı, beyaz peluş kabanlı, adının Zeynep olduğunu söyleyen kız çocuğu, görür görmez enerjimi yükseltmiş, güzel yanağına kondurduğum öpücük günün hediyesi gibi olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleden sonra bu defa sağdan vuran baş ağrısı, okuduğum bir haberle şiddetini arttırdı: Daha geçen hafta dans pistinde salınan güzel, gencecik bir kız ve erkek arkadaşı feci şekilde can vermiş. Motosiklet kazası! Herşey berbat, anlamsız, bomboş geliverdi işte o andan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mini kot eteği, şık botları ve düzgün fiziği ile gözümün önünde akşamdan beri Fatma. Adını ölüm haberiyle öğrenmek ne tuhaf. Genç ölümler ne acı Tanrım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa yarın gece yine dans edecekti maskeli Latin balosunda. Belki maske de almıştı kendisine gittiği Bursa'dan. Öğrencilerine yazılılarını açıklayacaktı önümüzdeki günlerde muhtemelen. Üç aylık öğretmenimin, üç yıl sonrası için ne planları vardı kimbilir. Daha tango da öğrenecekti belki, ya da bir kitap yazacaktı, İtalyanca öğrenecekti, araba alacaktı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyeyim bilmem ki. Hatrımda hep mini kot eteğinle kalacaksın güzel kız. Nur içinde yatasın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1332409656058309943?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1332409656058309943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/kaza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1332409656058309943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1332409656058309943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/kaza.html' title='kaza'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-784432316805872254</id><published>2010-12-19T11:14:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T11:40:42.365-08:00</updated><title type='text'>kartopu</title><content type='html'>Karla kaplıydı sokak ve otobüsümün hareket saatine otuz beş dakika vardı henüz. Alt geçitten geçerek yedi sekiz dakikada ulaşabileceğim için biraz kar keyfi yapayım dedim. Telefonumu çıkarıp bir arkadaşımla konuştum, cebime koydum. Sonra sokakta arabaların üstünde birikmiş karları ellemeye başladım ki, iki erkek çocuk kartopu oynayarak geldi yakınıma. Aldığım karı hafifçe sıkıp attım birine. O da bana karşılık verdi. Derken ben ona o bana.. sonra onlar bana bi' güzel seri fırlatmalara başladılar. Hınzırlar, sırtımda koca çanta, eldivensiz elim, bir de kartopu yapmaktaki yeteneksizliğim gibi bileşenlerin de yardımıyla beni bir güzel karla kapladılar koşup kaçmaya yeltensem de, "pes" etsem de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son alt geçide doğru hızla koşarken arkamı döndüm baktım vazgeçmişlerdi nihayet. Merdivenlerden inerken elimi montun cebine attım ki cep telefonum yok. Önce sakindim. Sürekli koyduğumu sandığımdan farklı yerden çıkar çünkü. Cepler tek tek, çanta gözleri dikkatle ve her yer ikinci kez arandı fakat yok! Kartopu macerasının beni otobüsün kalkmasına kısa süre kala can sıkıcı bir kayba uğrattığını düşünerek hızla geri dönüp az önce koştuğum kaldırımda yerleri, karşıya geçtiğim noktayı tespit etmeye çalışarak aradım. Telefon yok ve benim aklımdan bin düşünce geçiyor: Şimdi içinde bir dolu özel mesaj, telefon numaraları, yola çıkıyorum kimse bana ulaşamayacak, ben kimseye ulaşamayacağım. Hattı iptal etmek için yapılması gerekenler vs. vs. Of! Kahrolası! Sırası mıydı şimdi?  Sonra bir apartmanın bahçesinde az önceki oyun arkadaşlarımı gördüm karları yuvarlarken. "Çocuklar, ben telefonumu kaybettim gördünüz mü?" Görmediklerini söylediler ama hemen "arayalım!" dediler. Ne tatlı şu çocuklar. "Çok sevinirim, çünkü otobüse geç kalıcam" dedim ve başladık birlikte yerlere bakmaya. İki dakika geçmeden biri "buldum!" diyerek eğildiği yerden, bir arabayla kaldırımın arasında karların üstünden aldı getirdi. Ne sevinç! Ne tatlı bir duygu. Öptüm kızarmış yanağından, teşekkür ettim, "kartopu savaşında mahvettiniz ama çok da sevindirdiniz beni" diyerek, çocuklar gibi şen ve heyecanlı ayrıldım başkentten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-784432316805872254?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/784432316805872254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/kartopu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/784432316805872254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/784432316805872254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/kartopu.html' title='kartopu'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2881004270973913082</id><published>2010-12-19T10:51:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T11:14:06.599-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastane'/><title type='text'>bir hastane deneyimi sonrası</title><content type='html'>trafik kazası, merdivenden düşme, sinir sıkışması, fıtığın patlaması gibi bir çok nedenle fiziksel güç ve yeterliklerini kısmen yitirmiş insanlarla dolu bir hastane. çocuğu, genci, yaşlısı, kimi anne, kimi kayınvalide, kimi koca... ortak yanları hayatlarında bir kırılmanın yaşanması ve onu yeniden onarıp devam etme çabasında olmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatında belli ki ilk kez giydiği cırt cırtlı spor ayakkabılarıyla yeniden ayakta durabilmek için ter döken hacı dedeler, ayağını iki santimetrelik engelin üstünden atmaya çalışanlar, konuşmayı öğrettiği çocuğundan şimdi konuşabilmek için destek alanlar, otuzundan sonra tekrar annesinin kollarının yardımıyla kalkıp oturan genç adamlar, ayaklarını kıpırdatamadan yattığı yataktan kocasının ne yaptığını öğrenmeye çalışanlar ve daha bir yığın değişik öykü, durum, hazin kesitler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kadın hastalara da kadınlar bakıyor, refakat ediyor, erkek hastaların yüzde doksanına da. ah kadınlar. hayatın yükü, sancıları hep omuzlarında gezen gizli, sessiz kahramanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;canımız durduk yere sıkılınca, kaba tabirle 'rahat battığında' gidip hastanelerde biraz zaman geçirelim, insanları dinleyelim diyorum. dışarıya çıkınca her şey çok daha kıymetli olacaktır, farkında bile olmadan attığımız adımların ne büyük bir özgürlük olduğunu fark ettirecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2881004270973913082?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2881004270973913082/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/bir-hastane-deneyimi-sonras.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2881004270973913082'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2881004270973913082'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/bir-hastane-deneyimi-sonras.html' title='bir hastane deneyimi sonrası'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2354198169569157601</id><published>2010-12-06T11:41:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T12:06:41.240-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğretmen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hakkaride bir mevsim'/><title type='text'>Hakkari'de Bir Mevsim</title><content type='html'>Tez konum için her gün bir film izlemeye çalışıyorum bu ara. Bu akşam da alana kadar hiç duymadığım bir filmi "Hakkari'de Bir Mevsim"i izledim. 1983 yapımı, Erden Kıral'a ait çok iyi bir seyirlikti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar zor ve çetin koşullarda olmasa da yaşadığım halde, insan rahatlığa ve güzel yerlere kolayca alışıp çabucak unutabiliyor o yerleri, o yaşamları görüyorum ki. Unutmak demeyelim de az anımsamak diyelim,  anımsayınca da hafifletilmiş dozda yaşamak diye tarif edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genco Erkal'ın canlandırdığı öğretmenin edebi gücü de yüksektir ve yazdıklarını iç sesi olarak duyarız filmde sıkça. Öyle güzel, öyle dokunaklı ki o konuşmalar. Hele de öğrencilerine hitaben yaptığı "yavrularım" diye başlayan konuşma! Şurdan izleyebilirsiniz:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xa7e0w_hakkari-de-bir-mevsim-butun-oyretti_shortfilms"&gt;http://www.dailymotion.com/video/xa7e0w_hakkari-de-bir-mevsim-butun-oyretti_shortfilms&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi her öğretmen izlemeli. Her fırsatta öğretmenlerin rahatlığından dem vurup duranlar da izlemeli hatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dezavantajlı coğrafyalarda yaşayan tüm insanlara ama en çok kadınlara, öğretmen ve varsa hemşire/doktor/ebe gibi diğer çalışanlara Tanrı'dan sabır ve dayanıklılık diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2354198169569157601?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2354198169569157601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/hakkaride-bir-mevsim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2354198169569157601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2354198169569157601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/12/hakkaride-bir-mevsim.html' title='Hakkari&apos;de Bir Mevsim'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4041934254671775799</id><published>2010-11-24T10:58:00.000-08:00</published><updated>2010-11-30T12:29:05.895-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğretmen'/><title type='text'>Öğretmenlik</title><content type='html'>Bugün meslekteki on üçüncü öğretmenler günümü yaşadım on iki yıl bir aylık öğretmen olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akkuyu köyü; kara gözlü öğrencilerim, bahçede koro halinde "yine yeşillendi fındık dalları, acep ne olacak yarim halleri...", muhtar ve ailesi, pamuk tarlasına bakan köy okulu, at arabası, çamur, yalnızlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Ayrancı; bahçede öğle yemekleri, mavi gözlü cin gibi Ali Kemal'im, cuma günleri okulu yıkayan öğretmenler, her gün güzelim güllerle eve dönüşler...&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kumlu; güzel arkadaşlıklar, uzun etekler, voleybol ve masa tenisiyle hareketlenen günler, kalem tutmayı, okumayı yazmayı tamamen benden öğrenen, sonra bana mektuplar notlar yazan bücürler, ev sahibi Ayşe Teyze, ineği Boncuk ve pencere altındaki serenatları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara; türlü okullarda kısa süreli gezinmeler, yeni deneyimler, çoğalan yüzler, her yerden baki kalan bir iki güzel dost...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalova; yeniden başlamak, güçlü ortaklık, bembeyaz tenli, renkli gözlü çocuklar, iyi arkadaşlar, öğretmenlik ve öğrenciliğin bir arada yürümesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen uzun yılları düşününce ilk aklıma gelenler bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek isteğim benim hayatımda iz bırakan çok değerli bazı öğretmenlerim gibi birilerinin hayatında ufak da olsa bir dokunuş bırakabilmek, yıllar sonra anımsanacak ve anılacak. Umarım...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4041934254671775799?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4041934254671775799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/11/ogretmenlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4041934254671775799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4041934254671775799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/11/ogretmenlik.html' title='Öğretmenlik'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-8049099827286649145</id><published>2010-10-19T13:39:00.000-07:00</published><updated>2010-10-19T14:00:02.958-07:00</updated><title type='text'>bugün</title><content type='html'>Kuvvetle esen, havaya güzel bir ılımanlık katan lodos, sonbaharın cansız yapraklarını kümeler halinde yerlere sermişti sabah. Kurumuş yapraklara basıp çıtırdatmayı severim. Bazen bunu yapa yapa, havanın sıcaklığına da sevinerek işime gittim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlunun derslerinin ve davranışlarının iyi olduğunu belirten ancak inanılmaz düzensizliğinden ve çok az ders çalışmasından yakınan bir veli ile görüştüm, ardından öğrenciyle. Çok akıllı ve güzel bir çocuktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğleye doğru iki yıl önce mezun olan bir öğrencimizin annesi uğradı. O da oğluyla ilgili ayaküstü bilgi verdi, sohbet etti. Sonra bir büyük paket gofret bırakarak, güzel dileklerde bulunarak gitti sağolsun. Bir ara müzik öğretmenimiz uğradı. Diyafram çalıştırmayı öğret diye başladım yine. Duvara yaslanıp nefes egzersizi yaptık biraz iki erkek arkadaşın şaşkın ve komik bakışlarına rağmen. İşte bunlar keyifliydi. Günün "iyi hissedilen an"ları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yollarda beş adet mavi kapak bulup cebime koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama ev yapımı haşhaşlı çörekler ve bir güz akşamı için nefis havada yürüyüş, can dostla sohbet. İşte bugün bunları yaptım. Saygılar sevgili okur :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-8049099827286649145?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/8049099827286649145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/10/bugun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8049099827286649145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8049099827286649145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/10/bugun.html' title='bugün'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3269270576247116040</id><published>2010-10-01T14:46:00.000-07:00</published><updated>2010-10-02T01:19:27.382-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aylak adam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yusuf atılgan'/><title type='text'>Edebiyat Notları: AYLAK ADAM</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Yusuf Atılgan ilk defa okudum. Kitap hakkında hiçbir yorum okumamıştım daha önce sanırım. Halâ da okumuş değilim. Naçizane yorumum, bir parça Tezer Özlü, bir parça Oğuz Atay tadı verdiği yönünde. Fakat kendi üslubu da gayet özgün bununla beraber. İnsana ilişkin çözümlemelerin kuvveti de Peyami Safa'yı anımsattı demeden geçemeyeceğim. Alıntı yapmaya pek uygun bir roman sayılmaz ama tekrar elime aldığımda tadımlık bir kaç cümle yazmak isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylak Adam'ın bütün günler, geceler boyu kendi dilediğini yapabilmesine uygun yaşam tarzı imrenilmeyecek gibi değil. Kendince yaptığı sosyal deneyler çok renkli. Kendisiyle yaptığı konuşmalar, zihin akışı, okumayı benim için keyifli kılan unsurlardı. Kendime yakın da bulduğum bir durum aslında. Olayları, kişileri dışarıdan izlemek, biraz eğreti durmak, içine giremeyip dışarıdan gözlemci olarak kalmak... Tam da bu nedenlerle bu tür okumalar beni daha depresif, hayatı daha anlamdan yoksun kılabiliyor. İşte burası çok iyi değil. Ama yine de çok severek okuyor ve kitabı günlük yaşamıma kolayca dahil ediyorum. Yolda yürüken, bir yere bakarken kitabın cümlelerine benzer cümleler kuruyorum içimden. Yazma şevkim de canlanıyor bu arada.&lt;br /&gt;Bir gün bir kitap yazarsam böyle bir yapısı olur büyük olasılıkla.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Romanı elinde görüp el koyduğum, okumama aracı olan güzel adam Gök'e de teşekkürü borç bilirim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3269270576247116040?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3269270576247116040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/10/edebiyat-notlar-aylak-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3269270576247116040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3269270576247116040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/10/edebiyat-notlar-aylak-adam.html' title='Edebiyat Notları: AYLAK ADAM'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3840979045278930320</id><published>2010-09-24T08:01:00.000-07:00</published><updated>2010-09-24T08:37:49.599-07:00</updated><title type='text'>gidene mektup</title><content type='html'>Giden mi kârlı, kalan mı? Gittin. Umarım rahatsındır. Kaldık. Rahatsızlık rahatlıktan çok oldu senden sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ses unutuluyor. Seni sesinle düşünememek kötü. Olsaydın, eve gelmek daha güzel olurdu. Sessiz sığınağım, dayanağım... gideli koca on iki yıl oldu. Doğru düzgün vedalaşamadığım için affet beni.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3840979045278930320?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3840979045278930320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/09/gidene-mektup.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3840979045278930320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3840979045278930320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/09/gidene-mektup.html' title='gidene mektup'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4665951964196080914</id><published>2010-08-10T11:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-11T01:57:48.714-07:00</updated><title type='text'>kanca</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5503868464472592274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 164px; CURSOR: hand; HEIGHT: 91px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/TGGrNStdD5I/AAAAAAAAAFU/PDEldzMP6zM/s320/ads%C4%B1z.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ne istediğini bildiğini, hedefe doğru sağlam adımlarla yürüdüğünü düşünürken ayağına takılan ufak bir taş, gözüne ilişen bir nesne, kulağına gelen bir söz ile durup olduğun yerde kalabilirsin. Nereye, neden gittiğin, bunu gerçekten isteyip istemediğin gibi sorular gelip adımlarını yavaşlatmana sebep olabilir. Başkalarının korkuları senin yolunu kesebilir, sende olmayan ya da bertaraf etmeyi başardığın korkuları tetikleyebilir. Herşeyden vazgeçebilme, hiç bir şey yapmak istememe moduna sürüklendiğini hissedersin.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sorular masum değildir. Küçüklü büyüklü kancalarla işaretlerini bırakırlar insanın zihninde. Çevirdikçe duvarı eşer gibi yavaş yavaş, düşünsel zeminde çukurlar, delikler açma potansiyeli taşırlar. Oysa onlar yokken ne de güzel yürüyordunuz; çiçeklerin kokusu, bulutların rengi, yolun uzanışı derken. Fark ettirdi, hatırlattı, rahatsız etti işte, durduğu yerde durmadı. Daha önce de gitmiştin yolu. Bu defa bunca iyimserlik neden? Olacak olanlar benzer şeyler. Hangi yol taşsız, engelsiz? Tökezlemeden, yorulmadan, canın yanmadan, bıkmadan,ayrı düşmeden, yalnız kalmadan ne kadar yürünür ki? Şimdi baştan al ellerinin arasına kafanı ve düşün, düşün, sor, cevap bulmaya çalış. Kurduğun cümleleri boz, yeniden başla öyküye. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İsteklerin ve hayallerin örtüşmesi, planları tutturmak, ruh hali ve zihinsel süreçlerde eşzamanlama sorununu aşmak... Velhasıl zor işler. Hayata dair kolay olan ne var ki zaten.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4665951964196080914?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4665951964196080914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/08/kanca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4665951964196080914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4665951964196080914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/08/kanca.html' title='kanca'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/TGGrNStdD5I/AAAAAAAAAFU/PDEldzMP6zM/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3565501177808299581</id><published>2010-07-29T12:55:00.000-07:00</published><updated>2010-07-29T13:11:19.425-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oya baydar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erguvan kapısı'/><title type='text'>EDEBİYAT NOTLARI: ERGUVAN KAPISI</title><content type='html'>Oya Baydar'ın okuduğum ikinci romanı. Sevgili İlk yıllardır övgüyle söz ederdi, ancak nasiplendim. "Sıcak Külleri Kaldı" ile bağıntılı olan bu roman da gerçekten çok güzeldi, tadı damağımda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel, isabetli tespitler var kitapta. Örneklerim: “Annelerinin en nefret ettikleri huylarını almak, annelere benzemek kızların değişmez kaderi midir?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eşyaların yerlerini değiştirmeye, yaşadıkları mekana damgalarını basmaya meraklı olanlar çoğunlukla kadınlardır. Biz erkekler bulunduğumuz yere konuveririz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sıradan insanların da sıkça duyumsadığı, bir biçimde düşündüğü şeyleri hayranlık duyulacak biçimde ifadelendirmek... Yazarlık bu olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O gün uzanıp elini tutsaydım,… ona bir şeyler söyleseydim ya da sadece sussaydım, belki de daha sonra her şey hepimiz için çok farklı gelişecekti. &lt;em&gt;Bir an, bir söz, bir bakış, bir hareket ya da bir gecikme bazen tarihimizi ve talihimizi nasıl da değiştiriverir&lt;/em&gt;. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;Konuşmak her zaman iyi gelmez, bazen söz anlamı bozar, duyguyu dağıtır&lt;/em&gt;. Sığınaklar sessiz, sakin olmalı. Üstelik o kadar çok söz var ki söylenmeyi bekleyen, söze teslim olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ve o anda sözün düşüncenin önüne geçtiğini fark ettim. Düşünmemiştim, ölçüp biçmemiştim. Söz karardan önce gelmişti."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta yerini bulamadım ama umarım doğru düzgün yazarım: "Akılla kavranamayan ama yürekle sezilen şeyler vardır" gibi bir ifade bir kaç yerde geçiyordu. Buna da bayıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırada Bab-ı Esrar var. Bol kitaplı günler okuryazar arkadaşlara.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3565501177808299581?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3565501177808299581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/07/edebiyat-notlari-erguvan-kapisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3565501177808299581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3565501177808299581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/07/edebiyat-notlari-erguvan-kapisi.html' title='EDEBİYAT NOTLARI: ERGUVAN KAPISI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-5879563195702664079</id><published>2010-07-14T10:29:00.000-07:00</published><updated>2010-07-14T11:11:29.137-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ölüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat'/><title type='text'>çalakalem</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Unuttuğum, yok unutmak değil de aslında, bir köşede bekleyen korkularım var. Çağrılınca, anımsatacak bir olay yaşanınca gelip yüreğimi daraltan, kara bir bulut gibi tepeme çöreklenip güneşimi kesen korkular. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Hep bir takım varsayımlarla yaşıyoruz. Başka türlüsü mümkün olmayabilir belki de. Hemen hemen ortalama insan ömrü kadar yaşayacağımız, sevdiğimizle birlikte yaşlanacağımız, belki bir çocuğu birlikte büyüteceğimiz, bir gün emekli olacağımız gibi. Aslında temelde tek bir varsayımmış şimdi yazarken fark ediyorum ki, "yaşamak"la ilintili. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Ölümler, kazalar, hastalıklar çıkıyor bazen durduk yere. "Aaa doğru ya" diyorum "her an kaybedebilirim ya da yok olabilirim". "Daha dün koca şapkasıyla geziyordu, inanamıyorum." diyebilir tanıdıklar. "Tam birlikte tango kursuna gitmeye karar vermiştik." diye ağlayabilir birisi. "Rahmetli daha çok gençti. Fİlm çekmek, oynamak gibi hayalleri vardı." denebilir arkamdan. Ben kaybedip kahrolabilirim tam bulmuşken hayatımı güzelleştirenleri. Hayal ettiğim, tahmin etiiğim yaşamı sürdürmeme engel olabilir ölümler, hastalıklar.Tanrım. Bunlar her gün düşünülerek yaşanmaz zaten. Unutmak büyük nimet gerçekten. Geçici bile olsa...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Hadi yine en iyisi "anı yaşayalım... gün bugündür.." gibi söylemlerle motivasyona devam. Yapılabilecek daha iyi şey de yok zaten. Ama &lt;em&gt;ertelememek&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;güzel şeyleri paylaşma konusunda sakıngan olmamak&lt;/em&gt; ilkelerimiz olmalı biz insanoğullarının. Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum gerçi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Tüm sevdiklerime sağlıklı, güzel bir yaşam dilemeden bitiremeyeceğim bu satırları. Allah büyük acılar göstermesin kimselere.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-5879563195702664079?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/5879563195702664079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/07/calakalem.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5879563195702664079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5879563195702664079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/07/calakalem.html' title='çalakalem'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1624794851902184598</id><published>2010-06-30T15:05:00.000-07:00</published><updated>2010-07-14T10:29:20.231-07:00</updated><title type='text'>geceyarısı notu</title><content type='html'>Başkalarının yanında sevdiğine/seni sevene hoyrat davranmalar, güç gösterisi yaparcasına ezmeler, mahcup etmeler de nedir ki? Sanılanın aksine güç ve saygınlık konusundaki imajı zedeleyen hareketler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkla başlayıp meşakkatli yollardan geçen ilişkilerin geldiği yerleri görmek, uçurumun kenarında umutsuzca duran ilişkizedeleri fark etmek, kopan bağlara tanık olmak... Sevgiye, aşka, beraberliğe duyulan imanın zayıfladıkça zayıflaması, umutsuzluk ve karamsarlık gibi sonuçlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoğun uyku nedeniyle daha fazla yazamamak. Yazdıklarının da manidar olduğunu ummak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1624794851902184598?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1624794851902184598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/06/geceyars-notu.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1624794851902184598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1624794851902184598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/06/geceyars-notu.html' title='geceyarısı notu'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-8235637164136032844</id><published>2010-06-18T03:22:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T03:44:13.446-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beatiful people'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='jasmin dizdar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balkan sineması'/><title type='text'>BALKAN SİNEMASI: Beatiful People</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Nermin Tok&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;RST Yüksek Lisans Öğrencisi&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/TBtKkFby5zI/AAAAAAAAAFM/sq_RJpNzH0c/s1600/1115275312937_0.292060516814882[1].jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484058955048216370" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/TBtKkFby5zI/AAAAAAAAAFM/sq_RJpNzH0c/s400/1115275312937_0.292060516814882%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Giriş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslar arası işçi göçü, savaşlar ve etnik çatışmalar, sosyalist blokun dağılması gibi nedenlerle “Avrupa ülkelerine göç, 1990’lı yıllar boyunca yoğunlukla tartışılmaya başlayan çok-kültürlülük çok kimliklilik gibi kavramların yeşermesine neden olmuş ve farklı türden kimliklerin tanımlanmasına yol açmıştır”(Akbulut,2007:220).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Randall kimliğimizi anlattığımız hikâyeler üzerinden kurduğumuz görüşündedir” (akt. Akbulut, 2005:120). Kimliklerin üretildiği ve tüketildiği bir alan olan sinemanın toplumsal değişmelerle bağıntılı olarak değiştiği bir gerçektir. İnsanların, halkların diaspora ve göç deneyimleri sinemasal pratiklerde yer bulmuştur. Göçmen kimliğinin, özellikle sinema gibi kitlesel ve temsil gücü yüksek bir sanat aracılığıyla görünür kılınması, çok kültürlülük bağlamında büyük önem taşır. Sinemanın aynı zamanda, kültürel kimlik faklılıklarına yapılan aşırı vurgunun yaratacağı çatışmalı durumların yumuşatılması, yani farklı kimlikler arasında diyalog oluşturulması açısından da belli bir güce sahip olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Farklı nedenlere dayalı geçici ya da sürekli göçmenlik durumlarının, sürgünlük hallerinin, hareketlilik üzerine kurulu belli bir pratiğin özneleri olan, mesleklerini bir coğrafyadan diğerine, bir gezgin ruhuyla sürdüren, dünyanın farklı yerlerinde bir grup yönetmen, artık yeni bir sinemanın kurucusudur” (Ulusay, 2008: 45). Göçmen/ ulus-aşırı/ diaspora/ post-kolonyal sıfatları ile nitelenen bu yeni sinemanın bir örneği bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beatiful People (Jasmin Dizdar,1999), ülkesinden savaş, işgal, sürgün, emek göçü gibi nedenlerle göç eden ve yaşadığı ülkede sinema yapan yönetmenlerden biri olan Jasmin Dizdar’ın, geride bıraktığı ülkesinde yaşanan travmaları, içinde bulunduğu ülke ve toplumu da dahil ederek beyaz perdeye aktardığı bir metindir. Savaş ve savaş travmalarına dikkat çeken pek çok Balkan filminden biri olan Beatiful People (Güzel İnsanlar), içinde birçok öykü barındıran zenginliğiyle, yargılamak yerine anlamaya çalışan bakış açısıyla göçmen sinemasının önemli örneklerinden biridir. Çalışmada Bosnalı olup İngiltere’ de yaşamakta ve orada sinema yapmakta olan Jasmin Dizdar’ ın Beatiful People filmi Balkanlar ve Balkan sinemasına genel bir bakışın ardından kültürel kimlik kurgusu ve göçmen sinemasının belirgin karakteristikleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Avrupa’nın Doğusu, Ortadoğu’nun Batısı Balkanlar&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir bölge adı olarak Balkanlar sözü Türk Dil Kurumu’nca “öz. a. Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge” şeklinde belirtilir. Bölge Avrupa'nın yoksul, geri kalmış ve sorunlu yerlerinin başında gelir. Osmanlı Devleti’nin bölgedeki hükümranlığının bitişinden itibaren Balkanlar’ın paylaşımına dair sıkıntılar günümüze dek sürmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“19. yüzyılda Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık mücadelesi veren Balkan ulusları, 20.yüzyılda ise kendi aralarında savaşarak bu girişimlerine devam etmişlerdir. Soğuk savaş dönemi göreli bir istikrar sağlasa da “Demir Perde” ortadan kalktıktan sonra, söz konusu uluslar yine birbirlerine girmişlerdir. Etnik iç içe geçmişlik, katı milliyetçi refleksler, dış güçlerin bölgeye müdahaleleri ve kendilerine birer uydu edinmeleri, ekonomik anlamda kalkınamamışlık gibi hususların bir araya gelmesi bölgesel çatışmaların alt zeminini oluşturmuştur. &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Balkanlar, dünya üzerinde çok uluslu yapı arz eden bölgelerin başında gelir. Burada birçok ırk ve etnik grupların yanı sıra birçok din de bulunmaktadır. Balkanlar’daki nüfusun milletlere göre dağılımının büyükten küçüğe doğru sıralanışı aşağıdaki gibidir: Türkler, Yunanlar, Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Hırvatlar, Romenler, Slovenler, Karadağlılar, diğer.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Necati Cumalı’nın “Balkanlar, beşe belki altıya, kaç halk sahip çıkarsa o kadara bölünecek” cümlesini doğrulayan bir tablo görünmektedir.&lt;br /&gt;“Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası olan Balkan topraklarının Oryantalist kültürü belli derecelerde temsil ettiği kabul edilir. Dinamik, rasyonel ve pragmatik Avrupa’nın Balkanlar’la; genelde yavaş hareket etmekle, tembel, zayıf bir biçimde örgütlenmiş, despot, mistik ve verimsiz olmakla ilişkilendirilen bu bölgeyle sadece zayıf bir ilişkisi olduğu düşünülür. Yunanistan, Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan ve Arnavutluk gibi bazı ülkeler bu nedenle “yetersiz derecede Avrupalı” addedilmiştir (Iordanova, 2009).&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;20. yüzyılda Balkanlar’daki devletlerin gelişimleri farklı bir süreç izlemiştir. Kimi ülkeler Avrupa Birliği’ne uzun yıllar önce katılım hakkı elde etmiş, kimi yeni üyelik kazanmış, kimi de henüz girişimlerini sürdürmektedir. Genel olarak Balkanlar’da, devlet yönetimlerinin niyetleri Avrupa Birliği’nden yana gibi görünmektedir. Bosna Hersek ve Boşnaklar, oturmuş bir sisteme ve düzene sahip olamamışlardır. Son Yugoslavya savaşındaki katliamların yaralarını bugün bile sarmaya çalışan ülke, yasal olarak iki; fiilen üç parçalı bir idarî yapıdadır. Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatların kamplaşmasının artma ihtimali, ülkede yeni sıkıntıları doğurabilme potansiyeli taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Balkanlar’da Sinema&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkanlar’ın ilk sinemacıları Makedonyalı Manaki Kardeşler olarak bilinir. Resmi tarih Fuat Uzkınay'ın 1914 yılında çektiği 'Ayastefonas'taki Rus Abidesinin Yıkılışı' filmini ilk Türk filmi kabul etse de Osmanlı tebaasından olan Manaki kardeşlerin 1911'de Sultan V. Mehmet Reşat’ın Bitola (Manastır) ziyaretini belgeleyen filminin, Türk sinemasının ilk filmi olduğunu iddia edenler de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burçin S. Yalçın “Balkanlar’ın Orta Yeri Sinema!“ adlı yazısında 90’lara adım atarken Doğu Bloku’nun çöküşüyle birlikte Balkan sinemasının da hızlı bir kabuk değişimine girdiğinden söz eder ve şöyle devam eder: “Avrupa’nın güneydoğusunda ayrı ayrı, irili ufaklı, fakat birçok bakımdan benzerlikler gösteren pek çok ülke varsa da, coğrafya ortak paydasında bir Balkan sinemasından söz etmek pek mümkün değil. Evet, yıllarca tarihi, dili, kültürü ve acılarıyla pek çok konuda kader birliği etmiş bir ülkeler bütününden bahsedebiliyoruz, ama yine de tümüyle birbirini tamamlayan, bütünleyen bir Balkan sinemasından bahsetmek güç”.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;[3]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cineaste adlı Amerikan sinema dergisinin önceki yıllarda Balkan sineması üzerine, Balkan coğrafyasındaki filmciler arasında yaptığı soruşturmada sorulardan biri “Balkan sineması diye bir kavramdan söz edilebilir mi?” olmuştur. Soru yöneltilenlerden biri de Nuri Bilge Ceylan’dır ve Ceylan’ın cevabı şu olmuştur: “Zor bir soru. Bir Balkan duyarlılığı bence var. Hissediyorum. Belki bunu iyi ifade edemeyebilirim, ama Balkan dediğinizde gözümün önüne bir karakter, bir içtenlik, bir ruh geliyor. Fakat tekil, ortak birtakım bölgesel niteliklerden bahsediyorsak, bir Balkan sinemasından bence söz edemeyiz. Sanat çok kişisel bir şey. Mesela Kurosawa’ dan ziyade Kiarostami daha fazla Ozu’nun vatandaşıymış gibi gelir bana. Aynı farklılık Balkanlar’daki yönetmenlerde de var. Her biri pek çok bakımdan diğerinden farklı”.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Soruşturmaya katılan yönetmen ve eleştirmenler de ağırlıklı olarak bu görüştedirler. Yalçın’ın Balkanlar’da yapılan sinemaya dair tespitleri şöyledir: ”Balkanlar’daki sinemacılar seslerini ağırlıklı olarak 60 ve 70’lerden itibaren dünyaya duyurmaya, 80’lerden itibaren ise yavaş yavaş uluslararası arenada ödüllere alışmaya başladılar. Kuşkusuz, Costa–Gavras, Angelopoulos, Makavejev ve Kusturica, dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan (ve kesinlikle birbirine de benzemeyen) farklı sinemasal üslup ve yaklaşımlarla dünya sinema âleminin dikkatini bu bölgeye çekti. Angelopoulos’un sonu gelmez uzunluktaki planlarına karşılık, Kusturica’nın alabildiğine coşkulu ve şımarıklıktan feyz alan sineması bölgedeki entelektüel çokkültürlülüğe çok güzel iki örnekti. 90’larla birlikte Demirperde ülkelerinin yavaş yavaş kepenk indirmesi, yaşanan etnik çatışma ve kavgalar, serbest piyasa ekonomisine giriş, dışa açılma, AB’ye entegrasyon derken Slovenya’dan Romanya’ya, Bulgaristan’dan Sırbistan’a her ülke kendi çapında birtakım sinemasal hamleler yaptı. Yukarıda adını andığımız yönetmenlere bu dönemde Makedonya’dan Milcho Manchevski ve Goran Paskaljeviç gibi yeni kuşak sinemacılar katıldı. Manchevski’nin “Yağmurdan Önce” ve Paskaljeviç’in “Barut Fıçısı” adlı filmleri dünyada gezmedik ülke bırakmadılar”.&lt;br /&gt;“2000’li yıllarda Balkanlar’da sinema sektörü hareketli olduğu görülür. Özellikle AB’yle müzakere sürecini iyi değerlendiren ve sonradan Birlik’e katılım rüzgârını da arkasına alan Romanya sineması sektörel anlamda çok önemli atılımlar yapmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkanlar’da sinema denince genelde Türk sineması da o kapsamda ele alınır. Balkan sineması da birçok bakımdan bize özgü şeyler barındırır: Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmak, toplumsal yolsuzluklar, etnik çeşitlilikle baş etmede sıkıntılar, ekonomideki sorunlar, yeni tanışılan liberalizm, AB’yle bütünleşme gibi temalar genel olarak onların sinemalarının da hammaddesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iordanava’ya göre (2009:183), “Balkan sineması Sovyet ayak izini de yansıtır. Romanya, Bulgaristan ve Arnavutluk‘taki birçok sinemacı 1990’ların büyük bir bölümünü yakın tarihin yaralarını meydana çıkarmaya ve çarpık komünist idarenin fısıldanan hikâyelerini ifşa etmeye harcamışlardır. Hikâyeler genelde geride kalan ve hayatın başka yerlerde giderek nasıl devam ettiğini gözlemleyen, burada devam edecek bir şeyin, doğumlar ya da düğünlerin olmadığını düşünenlerin bakış açısından anlatılır. Bu tema Balkan sinemasında bir sabittir”.... Günümüzde de “Balkanlar’ın çetrefilli hikayesi sinemada anlatılmaya devam etmektedir” (Iordanova, 2009:186-192). Film yapımcıları da oy birliğiyle karar verilmişçesine savaşın bir Balkan laneti olduğu savını desteklemişlerdir ( Ross v.d.,2001:80).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saraybosna trajedisi ile ilgili çok sayıda filmde olaylar dışarıdan bir bakış açısıyla anlatılmıştır. Pretty Village Bosna’nın durumuna duyarlılıkla içerden bir bakış açısı sağlayan ilk filmdir(Ross v.d.,2001:79).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkan sineması adı altında anılabilecek yönetmen ve filmlere kısaca baktığımızda Kusturica, Manchevski, Angelopoulos gibi yönetmenlerin adı anılabilir. Balkan filmlerinden küçük bir örneklem alarak konularına bakmak yararlı olabilir. Angelopoulos, üçlemesinin ilk filmi olan Ağlayan Çayır (2004)’ da 1919–1949 yılları arasında yaşanan savaş döneminde hem annesi hem de babası ölmüş Eleni’nin içinde göçü de barındıran hayat hikâyesini anlatır [www.beyazperde.com].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kod Amidze Idriza - Bosna - Günler ve Saatler (Pjer Zalica, 2004)’ de amcasının evine tamir için giden Fuke, oğullarını savaşta kaybetmiş olan ailenin sorunlarına tanık olur. Lepa Sela , Lepo Gore – Sırbistan(1996)’ da birlikte büyümüş olan biri Boşnak biri Sırp iki genç savaştaki halleri ve gençliklerini hatırlar.&lt;br /&gt;“31 yaşındaki Bosnalı yönetmen Jasmila Baniç' in 2005 Almanya, Avusturya, Bosna Hersek ortak yapımı Grbavica (Esma’ nın Sırrı) isimli filmi, bu yıl Berlin Festivalinde Altın Ayı Ödülü kazandı. Savaş sonrası Saraybosna' da kızını büyüten bekâr bir annenin hikayesini konu alan film, 1992-1995 savaşı sırasında etnik temizlik hareketi kapsamında tecavüze uğrayan kadınların dramını anlatır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;[5]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Örneklerde de görüldüğü gibi -ki benzer örnekler hayli fazladır- “Bosna sineması en çok savaş travmalarına odaklanmıştır” (Iordanova, 2009:188). 90’lı yıllarda Balkanlar’da çekilmiş hemen her film etnik, dinsel veya kültürel çatışmaları, kanlı öyküleri perdeye yansıtmıştır. Iordanova da (2009) “Bu bölgenin en önemli filmlerinin hep tarihsel bellekle ilgilendiğini görüyorum” ifadesini kullanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;İngiltere’de Bir Balkan Yönetmen ve “Güzel İnsanlar”ı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 yaşında, kendi yazdığı kısa hikâye ile ilk ödülünü kazanan, Boşnak bir ailenin çocuğu olan Jasmin Dizdar daha sonra edebiyat öğretmeninin önerisiyle, yaşadığı kasabadaki (Bosna-Zenica) sinema kulübüne üye olmuş ve on sekiz yaşında ilk kısa filmini yapmıştır (http://en.wikipedia.org/wiki/Jasmin_Dizdar). İngiltere’ de BBC televizyonu için senaryolar ve BBC Radyo 4’ e radyo tiyatrosu yazarak yaşamını sürdüren Dizdar, “Hamid Naficy’nin batıya yaşamak ve film yapmak üzere gelen ‘aksanlı sinemacılar’ olarak andığı sürgün ve diaspora yönetmenleri”nden biridir(Ulusay, 2008:43). Prag’ da ünlü bir sinema okulunda eğitim alan Dizdar’ın kendisinin yazıp yönettiği Beatiful People / Güzel İnsanlar (1999) filmi ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivalinde o yılın ödül alan tek İngiliz filmi olmuştur ve ABD’de New York Time dergisi tarafından yeni milenyumun en iyi filmi olarak anılmıştır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;[6]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin sinopsisi şöyledir: “1993 yılının 13 Ekim günü İngiltere Hollanda ile Dünya Kupası maçı oynuyordu. Bosna savaşının en hararetli günleri yaşanıyordu. Sırbistan Birleşmiş Milletler askerleri tarafından bombalanıyor ve devam eden soykırım bir başka soykırımla engellenmeye çalışılıyordu. Bir Sırp (Dado Jehan) ve bir Hırvat (Faruk Pruti) ise Londra'da bir otobüste birbirlerini tanıdıkları için kavgaya tutuşuyorlardı. Bosna'nın aynı köyünde bir zamanlar komşu olarak yaşayan bu iki adam, şimdi ülkelerinden yüzlerce kilometre ötede Londra'da manik bir içgüdü ile birbirlerine saldırıyorlardı” [http://www.beyaz perde.com].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hiçbirimiz, sanki daha önceki tarihimizi tümüyle terk edip öyle kolayca başka birini seçebilirmişiz gibi, farklı bir dili seçemeyiz. Daha önceki bilgi, dil ve kimlik anlayışımızı ve bize özgü mirasımızı, öykümüzden öyle silip atamayız, üzerini karalayamayız” (Chambers, 2005:40). Rejim değişikliği öncesi adı Yugoslavya olup bugün Bosna Hersek olarak bilinen ülkede doğan yönetmenin de öyküsünden ne önceki dilini, ne kimlik anlayışı ve mirasını silip atabildiğini görürüz. Ülkesinde yaşayan üç etnik kimliğe de (Boşnak, Hırvat ve Sırp), konuşulan dillere de yer verdiği öyküsünde ‘kendine özgü mirası’ hassasiyetle koruduğu dahi söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulusay’ın (2008:21) “Uluslar arası göçmenler, özellikle batılı ülkeleri çok sayıda etnik ve kültürel kimliğin bir arada yaşadığı toplumlara dönüştürmüşlerdir” saptaması gerek “İngiltere, karışık bir bavul gibi” repliğinde, gerekse Dzemile ve İsmet’in arabayla ilerledikleri caddedeki görüntülerle doğrulanır. Londra caddelerindeki farklı ten renklerinde ve milliyetlerde insanlar adeta bir sosyal kolaj oluştururlar. Şehrin banliyösünde, göçmenlerin ağırlıklı olarak yaşadığı mahallede siyahî insanlar, Müslüman kimliği yansıtan takkeli ve cübbeli yaşlı adam, Hindu ya da Pakistanlı olduğu düşünülebilecek mahalle sakinleri, Jerry’ye Kıbrıslı olduğunu söyleyen demiryolu işçisi, Sırp ve Hırvat olduklarını belirten eski komşular, “ben bir Gallerliyim” diyen hasta ile çeşitli kültürlerin biraradalığının altı çizilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Kurşunların Kesiştirdiği Hayatlar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirinden çok uzak gibi görünen ailelerin ve insanların yaşamı filmde iç içe geçer. Dr. Mouldy, çatırdayan evliliğini kurtarmaya çalışırken hastası olan Boşnak Dzemile ve kocası İsmet’le yakınlaşır. Dzemile, Sırp askerleri tarafından tecavüze uğramış ve hamile kalmış bir kadındır. Dzemile ve onu seven, kollayan kocası İsmet, bebeğin düşmanlarından olduğu için doğmaması gerektiğini, çok az bildiği İngilizce’yle doktora anlatmaya çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Thornton ailesi tipik bir İngiliz burjuva ailesi profili çizerler. Kabinede bakan olan bir baba, ‘asil İngiliz’ edalarıyla dikkat çeken anne, yaşlı büyükbaba, oğul ve kızları ile kahvaltı ve akşam yemeği sahneleri kültürel kodları barındırır. Ailenin stajyer doktor olan kızları Portia ailesine karşı eleştireldir ve onlardan farklıdır. Ki bir süre sonra savaştan kaçıp gelmiş Bosnalı bir Sırp göçmen olan Pero’yu hastanede tedavi ederken ona aşık olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Griffin, uyuşturucu kullanan, ailesinden para alarak yaşayan, sorumsuz, serseri arkadaşlarıyla vakit geçiren bir İngiliz gencidir. Arkadaşının, komşuları Dr. Mouldy’nin oğlunun “Mighty Dutch!(güçlü Hollanda)” diye bağırdığını duyunca çocuğa “Sen bir İngilizsin! Bunu sakın unutma!” diyerek tokat atması, İngiltere- Hollanda maçını Hollanda kazanınca barda Hollandalılar’ a sataşmaları, bir kafede karşılaştıkları Pero’nun kırık dökük İngilizcesiyle sorduğu soru karşısında yüzünde oluşan öfkeli ifade ve “sen geldiğin yere defolsana!” sözleri, ırkçı, holigan İngiliz gençleri olduğunu işaret eder. Griffin, eroinin etkisi altındayken havaalanında üzerinde uyuyakaldığı Birleşmiş Milletler yardım paketleriyle Bosna’daki savaşın ortasına düşer. Burada BBC muhabiri Jerry ile hastane çadırında karşılaşırlar. Daha sonra Griffin, Jerry’nin kamerası aracılığıyla bir kahraman olarak ekranlarda görünecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Beatiful People’da Kültürel Kodlar ve Kimlik Temsilleri&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Beatiful People, sinemada kültürel kimliklerin temsili açısından çok zengin içerikli bir metindir. Kimliklerinin en belirgin vurgusu milliyetçilik olan Balkan halkları, eski komşular olan Hırvat ve Sırp karakterde temsil edilir. Hangisinin Sırp hangisinin Hırvat olduğunu karıştıran hastane arkadaşlarını hemen düzeltirler ve ikisi de diğerini “faşist”likle suçlar, kavgayı çıkaranın, köyü kundaklayanın diğeri olduğunu iddia eder. Bu halkların tarihe geçmiş etnik kavga ve savaşları, düşmanlıkları, iki adamın otobüste başlayıp Londra caddelerinde süren kovalamacasıyla, hastane odasında her fırsatta birbirlerini öldürmeye teşebbüs etmeleriyle eğretilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz aileleri, mesafeli ve ölçülü masa başı sohbetleri, akşam yemekleri (Thorntonlar), çocuklarından çok da haberdar olmayan, uyuşturucu kullandığını ancak odasında buldukları gereçlerle fark eden(Griffin’ in ailesi), tek başına çocuklarına bakmaya çalışan (Dr. Mouldy ve Kate) yalnız ebeveynler olarak resmedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavga eden Sırp ve Hırvat’ a yapılan “burası Londra Belediyesi!” uyarısı, Sırbistan’da savaşmış ve savaştan kaçıp İngiltere’ye gelmiş olan Pero’nun düğünde yaptığı savaş aleyhtarı konuşma sonunda cebinden vatandaşlık kâğıdını çıkartırken davetli İngilizler’in silah çıkartacağı endişesiyle irkilmeleri, gelinin annesinin Pero’yu “egzotik” bulması, İngilizler’ in Balkan ülkelerine ve halklarına dair algısını yansıtır. Dizdar, kimlikleri ötekinin, kendisi olmayanın gözünden tanımlamaktadır. Pero, Portia’nın ailesiyle yediği akşam yemeğinde “tuvalete gitmek” için masadan kalmak istediğinde İngiliz baba tarafından “biz bu ülkede masadan kalkarken “müsaadenizle deriz” sözleriyle uyarılır. O, kaba bir yabancıdır, taşralıdır onların gözünde. Ancak piyano çalmak gibi üst tabakaya özgü bir etkinlik ile kabul görür ve “egzotik” bulunur burjuva İngiliz anne tarafından. Kafede cüzdanını unutan Bayan Mouldy’nin peşinden cüzdanı vermek için koşarken de potansiyel bir suçlu, terörist gibi görülür. Bayan Mouldy ondan endişeyle kaçar ve polisi görür görmez Pero’yu göstererek yardım ister. Ülkenin ve sosyal yaşamın kurallarla titizce düzenlendiği ve İngiliz halkının kurallara bağlılığı vurgusu kültürel kimliklerin aktarılmasına örnek teşkil eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kate’in Bosna Hersek’e gidip “Sırp mermilerine hedef olmasını istemediği” kocası Jerry’ye “orda olup bitenler kimin umurunda?” diyerek vazgeçirmeye çalışması, tarihi savaşlarla dolu bölgede doğup büyümüş yönetmenin İngiliz halkının dünyada olup bitenlere, bu ‘umursanmayan’ uzak ülkelerdeki savaş, kıyım ve acılara karşı duyarsızlıkları konusunda, eleştiri okları olarak okunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“&lt;span style="color:#000099;"&gt;Güzel İnsanlar” ve ‘Dil’ Sorunları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş muhabiri Jerry kendi ifadesiyle “cinayetin başkenti” olan Washington’ da defalarca ölüm tehlikesi atlatmıştır. Ancak karısı Kate, “en azından orda konuşulan dili anlıyordu” der daha sonra İrlanda, İsrail ve Lübnan gibi ülkelerde çalışan, şimdi Sırbistan’da olan kocası için. “Şimdi bütün diller farklı ve birbirine girmiş durumda”dır ona göre. Dilin önemine bir başka vurgu da hastanede yatan Gallerli hasta tarafından yapılır: “İngilizler bizim her şeyimizi aldılar. Suyumuzu, yakıtımızı, topraklarımızı.. Dilimizi de elimizden almaya kalktılar ama başaramadılar”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olivia Espin, dil kaybının ve ona eşlik eden kimlik kaybı duygusu ve dönüşümünün göçmenlik deneyiminin en güçlü unsurlarından biri olduğunu belirtir(akt. Ulusay, 2008: 202).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pero İngilizcesini kasetlerle çalışarak geliştirmeye çalışır, İsmet de Jerry’nin kızıyla İngilizce öğrenme gayretinde izlenir. Filminde bir göçmenin yaşadığı belki de en önemli sorun olan dil sorununu işlemeyi ihmal etmemiştir Jasmin Dizdar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Beatiful People’ın Göçmen Sineması Formu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pero’nun kız arkadaşına ülkesini, odasının duvarında asılı eski Yugoslavya haritasında göstermesi, yönetmenin alter-egosunun izidir, ki bu da göçmen sinemasının karakteristik özelliklerinden biridir. Pero, kız arkadaşının “senin hayatında neden her şey eski?” sorusuna “çünkü ben eski Yugoslavyalıyım. Her şeyimiz eski” diye yanıt verir. Pero belki de zaman zaman duvarındaki haritaya bakarak kimliğini sorgulamakta, ‘tersine göç’ etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet doktora, karısının ülkelerinde mutlu günlerde çekilmiş video görüntülerini izletir. Evini bu genç, savaş mağduru göçmen çifte açan Doktor Mouldy, bir süre sonra İsmet’ e bir video kamera hediye eder. “Gilroy’ a göre, diyasporik kimlik formasyonun kültürel pratikleri içinde işleyen temel ilkelerin, anımsama (remeberance) ve anma /anıyı yad etme (commemoration) olduğunu” (akt. Akbulut, 2005: 110) anımsarsak yönetmenin bu motifi metninde kullanmasını anlamlandırmamız kolaylaşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Göçmen sinema kaçınılmaz olarak çok sesli, birçok durumda çokdillidir” (Yaren,2008: 139). Hamid Naficy’ye göre (akt. Akbulut, 2007:240) çokdillilik, bu filmlerin anlaşılırlığını karmaşıklaştırır ve onların ‘aksanlı’ biçemlerine katkı sağlar. Birçok etnik köken ve kimliğin temsil edildiği metinde göçmen sineması karakteristiği olan ‘çokdillilik’ de mevcuttur. Tüm karakterlerin bir biçimde İngilizce konuştuğu filmde eski komşular olan göçmenlerin Sırpça konuşmaları, Bosna Hersek’te savaştaki insanların Boşnakça konuşmaları duyulur. Gallerli hasta kendi dilinde (Galce) bir şarkı mırıldanır hastanede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısıtlı ve klostrofobik mekân kullanımı da göçmen sineması karakteristiklerinden biridir. Diğer göçmen sineması örneklerine göre nispeten daha az belirgin olsa da, bir otobüsün içinde başlayıp genellikle hastane, ev, kafe gibi kapalı ve sınırlı mekânlarda geçen filmin bu yönüyle de göçmen sineması formuna uyduğunu söylemek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Sonuç: Barışık Bir Gelecek Umudu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Griffin, Bosna savaşından kurtarılan gözlerini kaybetmiş çocuğa ailesiyle birlikte bakmaya, kardeşi gibi onu sevmeye ve korumaya başlar. Hatta küçük çocuğu tedavi ettirmeye çalışırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portia, sınır dışı edilmesinden korktuğu sevgilisi Pero ile evlenir. Pero düğünde, savaşta öldürdüğü insanlarla ilgili bir tür günah çıkarır: “Öldür diyorlardı, öldürüyordum. Öldürürsen iyisin diyorlardı”. Konuşmasının sonunda vatandaşlık kâğıdını çıkararak “ ben artık sizim” der ve dönüşen kimliğini açıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dzemile ve İsmet adını ‘Kaos’ koydukları bebeği kabullenir ve Dr. Mouldy’ nin evinde sevgiyle büyütmeye başlar. Jerry BBC muhabirliğinden istifa ederek huzurlu bir hayata yelken açar. Kapanış sahnesinde eski komşu olan Sırp ve Hırvat hastanede neşe ile kağıt oynayıp gülerken görünürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dizdar filmi iyimser bir hava ve geleceğe umutlu bir bakışla noktalar. Filmin başında yakından gördüğümüz tüm kimliklerde bir değişim, dönüşüm, yeniden inşa yaşandığı görünür. Stuart Hall’ un (1998:70-72) söylediği gibi: “Kimlikler asla tamamlanmaz, asla bitirilmezler; öznellik olarak daima inşa halindedirler. Kimlik daima oluşum halindedir. Kimlik bir süreç olarak, bir anlatı olarak, bir söylem olarak daima Öteki’nin konumundan anlatılır”. Beatiful People, kimliğin bu devingen ve dinamik yapısını, dünyanın farkında bile olmadığınız bölgelerinde yaşanan olaylardan dahi bir biçimde etkilenebileceğini, ters yüz olabileceğini görmek adına etkili ve önemli bir yapımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;DİPNOTLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1Özlem, Kader. “Tarihsel Süreç-Ulusal Kimliği ve Milliyetçiliği Oluşturan Etkenler” [ &lt;a href="http://www.turksam.org/tr/a1897.html"&gt;http://www.turksam.org/tr/a1897.html&lt;/a&gt;] 04.05.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Balkanlar [&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Balkanlar#Demografi"&gt;http://tr.wikipedia.org/wiki/Balkanlar#Demografi&lt;/a&gt;] 03.05.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3Yazıya elektronik ortamda ulaşmak için:: [http://www.balkanskidom.com/showthread.php?t=3599] 05.05.2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4Ayrıntılı bilgi ve diğer yönetmen görüşleri için: [http://www.cineaste.com/articles/is-there-a-balkan-cinema.htm]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5Balkan filmleri ve konuları hakkında daha çok bilgi için bakılabilir: [http://www.bosnasancak.net/forum/showthread.php?8-Balkan-Snemasi]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Screening Strangers: Migration and Diaspora in Contemporary European Cinema by Yosefa Loshitzky ,[&lt;a href="http://igrs.sas.ac.uk/events/seminars/book-launch-series/yosefa-loshitzky.html"&gt;http://igrs.sas.ac.uk/events/seminars/book-launch-series/yosefa-loshitzky.html&lt;/a&gt;] 06.05.2010.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAYNAKLAR&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKBULUT, Hasan (2005). “Anlatı bizi Nasıl Kurar? Ararat’ ta Anlatı, Anımsama ve Kimlik” Kültür ve İletişim Dergisi, Sayı 8: 91–124.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKBULUT, Hasan (2007). “Ulus-aşırı Türk Sinemasında Kimlik Arayışları: Fatih Akın ve Yüksel Yavuz Sineması”, Kimlik, Medya ve Temsil: Kimlik Kurgusu ve Temsilleri Üzerine Medya Analizleri, Der. Emel Baştürk Akca, Ankara: Nobel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHAMBERS, Iain (2005). Göç, Kültür, Kimlik, 1.b., , İstanbul: Ayrıntı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAKOVİC, Nevana (2001). “Pretty Village, Pretty Flame: Conflicting Identities” edited by Karen Ross, Deniz Derman, Nevena Dakovic, Mediated Identities içinde, (ss.79), İstanbul: İstanbul Bilgi Universıty.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DIZDAR, Jasmin. Beatiful People Film DVD, 1999, İngilizce, 108 dakika.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HALL, Stuart (1998a). “Eski ve Yeni Kimlikler, Eski ve Yeni Etniklikler”, Anthony King (Der.) Kültür, Küreselleşme ve Dünya Sistemi: Kimlik Temsilinin Çağdaş Koşulları, Çev. G. Seçkin; V.H. Yolsal, Ankara: Bilim ve Sanat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IORDANOVA, Dina (2009). “Balkan Sineması Üzerine,” Deniz Bayrakdar (Yay. Haz.), Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler–8 içinde, (ss.179–192).İstanbul: Bağlam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ULUSAY, Nejat (2008). Melez İmgeler, 1.b., Ankara: Dost.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAREN, Özgür (2008) . Altyazılı Rüyalar Avrupa Göçmen Sineması, 1. b., Ankara: Deki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İNTERNET&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.beyazperde.com/film/2326"&gt;http://www.beyazperde.com/film/2326&lt;/a&gt;, (erişim: 03.05.2010).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Jasmin_Dizdar"&gt;http://en.wikipedia.org/wiki/Jasmin_Dizdar&lt;/a&gt;, (erişim: 05.05.2010).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Screening Strangers: Migration and Diaspora in Contemporary European Cinema by Yosefa Loshitzky ,&lt;a href="http://igrs.sas.ac.uk/events/seminars/book-launch-series/yosefa-loshitzky.html"&gt;http://igrs.sas.ac.uk/events/seminars/book-launch-series/yosefa-loshitzky.html&lt;/a&gt;, (erişim: 06.05.2010).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Is There a Balkan Cinema?: A Filmmakers' and Critics' Symposium &lt;a href="http://www.cineaste.com/articles/is-there-a-balkan-cinema.htm"&gt;http://www.cineaste.com/articles/is-there-a-balkan-cinema.htm&lt;/a&gt; (erişim: 07.05.2010).&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Özlem, Kader. “Tarihsel Süreç-Ulusal Kimliği ve Milliyetçiliği Oluşturan Etkenler”&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Balkanlar&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref3" name="_ftn3"&gt;[3]&lt;/a&gt; Balkanlar’ın Orta Yeri Sinema&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref4" name="_ftn4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Is There A Balkan Cinema?:A Filmmakers’ And Critics’ Symposium&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref5" name="_ftn5"&gt;[5]&lt;/a&gt;Balkan filmleri ve konuları hakkında daha çok bilgi için bakılabilir:[http://www.bosnasancak.net/forum/showthread.php?8-Balkan-Snemasi].&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=9016304136702007460#_ftnref6" name="_ftn6"&gt;[6]&lt;/a&gt;Screening Strangers: Migration and Diaspora in Contemporary European Cinema by Yosefa Loshitzky &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-8235637164136032844?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/8235637164136032844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/06/giris-uluslar-aras-isci-gocu-savaslar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8235637164136032844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8235637164136032844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/06/giris-uluslar-aras-isci-gocu-savaslar.html' title='BALKAN SİNEMASI: Beatiful People'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/TBtKkFby5zI/AAAAAAAAAFM/sq_RJpNzH0c/s72-c/1115275312937_0.292060516814882%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6930506848206369826</id><published>2010-04-27T14:14:00.000-07:00</published><updated>2010-04-27T14:20:52.294-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='araba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek'/><title type='text'>anekdot</title><content type='html'>Adam arabasını satışa çıkaracağını söyler. Ertesi gün arabanın fotoğraflarını çektiğinden söz edince kadın birden sorar: "Fotoğrafları, özleyince bakmak için mi çekiyorsun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam: "Hayır, satmak için internet sitesine yükleyeceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıssa benden, hisse malum :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6930506848206369826?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6930506848206369826/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/04/anekdot.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6930506848206369826'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6930506848206369826'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/04/anekdot.html' title='anekdot'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-186129711394575806</id><published>2010-04-19T12:16:00.000-07:00</published><updated>2010-04-19T13:06:00.891-07:00</updated><title type='text'>tortu</title><content type='html'>gelip geçenler, gelip kalanlar, geçip de geçilmeyenler... hep biraz iz, hep bir parça duygu, hatıra bırakırlar. yürekte, bellekte tortulaşan parçalar, masumane bir sohbetin kaşığıyla bile  karıştırılınca bulandırabilir suları. sular ki  bulanmaya hep biraz meyillidir zaten.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-186129711394575806?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/186129711394575806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/04/tortu.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/186129711394575806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/186129711394575806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/04/tortu.html' title='tortu'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4783120240806294477</id><published>2010-03-23T13:34:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:38:35.461-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çağrışım'/><title type='text'>Serbest Çağrışım</title><content type='html'>sıcak şarap, sakal, ankara, gök, nefes, soğuk, feribot, huzur, koku, korku, abla, ödev, hülya hoca, makale, mesut, arya, sirya, film, bahar, mercan dede, rakı, rüya, bostancı, lunapark, sahil, kahvaltı, cemal süreya, gök, telefon, uyku...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4783120240806294477?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4783120240806294477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/03/serbest-cagrsm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4783120240806294477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4783120240806294477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/03/serbest-cagrsm.html' title='Serbest Çağrışım'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1110150665745735699</id><published>2010-01-31T11:02:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T13:40:53.442-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='otobüs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yolculuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efe tur'/><title type='text'>Kısa Bir Yol Hikayesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/S23WiVRAzXI/AAAAAAAAAEw/bqmgoPTgJ3A/s1600-h/DSC00040.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435236210618453362" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/S23WiVRAzXI/AAAAAAAAAEw/bqmgoPTgJ3A/s400/DSC00040.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Uzun sayılabilecek bir aradan sonra yaptığım otobüs yolculuğu Ankara' ya idi geçen cumartesi. Soğuk mu soğuk bir havada, sıcak bir veda ile ayrıldım kentimden. Doğru firmayı seçmiş olduğum için kendimle gurur duydum öncelikle. Uçak gibi bir otobüsle, konforlu bir yolculuk oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karla kaplı karayollarında nefis manzaralar gördüm ve "heyecanla fotoğraf makinemi çıkarıp" hızla giden otobüsün olanak verdiği ölçüde fotoğrafladım bu güzel görüntüleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulağımda Efe Tur' un kulaklığı ile çok güzel, dingin şarkılar dinleyerek, Gök' ten gelen mizah dergimi okuyup kıs kıs gülerek, camdan dışarı bakıp manzara dışında pek çok şey görerek ve gülümseyerek zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan yol bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmek nicedir bu kadar keyifli olmamıştı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5435234256308945970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/S23Uwk5URDI/AAAAAAAAAEo/in97GEKwRyw/s400/DSC00039.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Çapraz koltukta oturan liseli ağabey ve 4-5 yaşlarındaki kız kardeş, kulaklığı çıkarttığım zamanlarda tanık olduğum güzel kardeşlik ilişkisi ile mutlu eden bir tabloydu ayrıca. Ağabeyin dizlerine yatmış küçük kız, İngilizce sayı saymayı öğrenmeye çalışıyor, ağabeyi tarafından tekerlemelerle, bilmecelerle, sevgi dolu bir ilgiye mazhar oluyordu. Gencin cebinde taşıdığı ve ara ara çıkarıp okuduğu kitap da benim için çok önemli ve bir öğretmen olarak gurur vericiydi. Ki bu duygu ve düşüncelerimi iletmeden durmadım elbette kendisine. Efendice teşekkür etti genç arkadaşım. Ama asıl teşekkürü hak eden kendisiydi görmeyi özlediğimiz genç tipi olduğu için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle. Gitmeyi güzel kılanın gelmesi, dönmeyi her zamankinden güzel kılması umuduyla bekleme zamanı şimdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-7fee65f5369ae952" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v10.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fee65f5369ae952%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329930571%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1C658C60729A1ABBF70C92E97091419471775912.14CAA34B10ECD22986F58464F1E92B320A861269%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fee65f5369ae952%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DreRSA0qBUSrS-UHSJGDFxp8NBG8&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v10.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D7fee65f5369ae952%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329930571%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1C658C60729A1ABBF70C92E97091419471775912.14CAA34B10ECD22986F58464F1E92B320A861269%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D7fee65f5369ae952%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DreRSA0qBUSrS-UHSJGDFxp8NBG8&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1110150665745735699?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1110150665745735699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/01/ksa-bir-yol-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1110150665745735699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1110150665745735699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/01/ksa-bir-yol-hikayesi.html' title='Kısa Bir Yol Hikayesi'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/S23WiVRAzXI/AAAAAAAAAEw/bqmgoPTgJ3A/s72-c/DSC00040.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-7598220634522975532</id><published>2010-01-10T14:17:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T13:41:27.456-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murat menteş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>EDEBİYAT NOTLARI: DUBLÖRÜN DİLEMMASI</title><content type='html'>"İmkansız, reddedilmiş mümkündür ve kuzeye gidildikçe imkansızlar çoğalır."&lt;br /&gt;"Aşk, insanın şahsiyetini pekiştirir. Çünkü hayatın manası, aşk bohçasında gelen bir hediyedir. Mevcudiyetinin hakkını vermek, hiç değilse mazeretini bulmak isteyen insan yalnızca aşka müracaat edebilir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnızsan yalanlar sana ilaç gibi gelir,....."&lt;br /&gt;"Hedefe ulaşan, her şeyi ıskalamıştır!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Kaç yaşındasınız?"&lt;br /&gt;-"On sekiz."&lt;br /&gt;-"Hımmmm, on sekiz... dilimizdeki en güzel kelime."&lt;br /&gt;-"İnsanlarla hep böyle mi konuşursunuz?"&lt;br /&gt;-"Evet. Biri Shakespeare' le aynı gezegende yaşadığımızı hatırlamalı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsan, ne ise o olduğunu inkâr eden yaratıktır."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-7598220634522975532?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/7598220634522975532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/01/edebiyat-notlari-dublorun-dilemmasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7598220634522975532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7598220634522975532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2010/01/edebiyat-notlari-dublorun-dilemmasi.html' title='EDEBİYAT NOTLARI: DUBLÖRÜN DİLEMMASI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4689127693611994804</id><published>2009-11-19T12:27:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T13:42:11.315-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><title type='text'>TIKANDIĞIM YERLER</title><content type='html'>Meslekî doyuma ulaşmanın neredeyse olanaksız olduğu bir alan bizimki. Zaman zaman da öylesine zor anlar yaşatıyor ki, dışarıdan çok kolay görenlerin bir nebze tatmalarını isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevdiği babasını daha yedi yaşındayken kaybetmiş bir çocuğa hangi sözlerle teselli verilir örneğin? Söylediklerine kendin inanmazken, onun yerden kaldırmadığı gözlerine nasıl bakılır? Üzüntünün yüzüne cilt hastalığı olarak olarak gelip oturması, tırnaklarına katmer katmer yerleşmesi ne kadar serinkanlı karşılanabilir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4689127693611994804?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4689127693611994804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/11/tikandigim-yerler.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4689127693611994804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4689127693611994804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/11/tikandigim-yerler.html' title='TIKANDIĞIM YERLER'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6475154500372597196</id><published>2009-09-24T10:15:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:42:36.669-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bozcaada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çanakkale'/><title type='text'>BOZCAADA-ÇANAKKALE GEZİSİNDEN ÖĞRENDİM Kİ...</title><content type='html'>Bozacaada pek rağbet gören bir yermiş meğer. Çok önceden kalacak yer ayarlamak gerekirmiş. Bizim iki gün önce bulmamız benim şansımmış.Tatillerde kilometrelerce araç kuyruğunda feribot beklemek gerekirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ada halkı çok güleç, yardımsever, güzel insanlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarap içerek günbatımı izlemek en popüler etkinlikmiş bu güzel adada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Poyrazı çok fenaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale küçük bir ilimizmiş. Akşam erkenden esnaf dükkânları kapatırmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizi, feribotların bulunduğu alanda dahi berrak ve tertemizmiş. Yalova utanmalıymış denizinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barlar sokağında bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda bar varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucuz yollu karın doyurmak mümkünmüş. Öğrenci dostu il olsa gerekmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kordondaki çay bahçelerinde genç, yaşlı, oyun oynayan oynamayan, çay ve de bira bir arada pek güzel oturulurmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilitbahir feribotunda bembeyaz saçları ve bembeyaz dişleri olan Atılay Kaptan varmış çok sempatik ve konuksevermiş kendisi. Hem de dikkatli! :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelibolu gezisi için Anafartalar Tur, ille de Selahi Bey rehberliği tercih edilmeliymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelibolu, her gidenin görenin söylediği gibi müthiş etkileyici bir yermiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6475154500372597196?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6475154500372597196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/09/bozcaada-canakkale-gezisinden-ogrendim.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6475154500372597196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6475154500372597196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/09/bozcaada-canakkale-gezisinden-ogrendim.html' title='BOZCAADA-ÇANAKKALE GEZİSİNDEN ÖĞRENDİM Kİ...'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1127223000049594069</id><published>2009-07-19T11:35:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:43:21.862-07:00</updated><title type='text'>UYKU APNESİ</title><content type='html'>Söylenmedik cümlelerin dudağımdaki tortusuna su değdiriyorum geceleri uyanıp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde geçmişin coşkulu nehirleri, kurumuş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye dönmeyecek gemilere sallayabilsem elimi, geçer mi küllenmiş ateşe dokunan parmaklarımın yangını bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyor genç rüzgârlar dallarımı kıracak güçte esemeyeceklerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gövdeye tutunmanın ne olduğunu bilir dallar, rüzgâr ancak değip geçer, macera olur … kendi macerasının tutsağıdır kimileri de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ak pak sayfalara yeni öğrenilmiş sözcüklerin özeniyle yazılmıştı tümceler. Güzel bir öyküye benziyordu, huzurlu ve sakin. Ne vakit ayrıldı tümceler ögelerine, nasıl karaladı kalem sonu kimse bilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin bir kimsesizliği vardı. Kimseninki kimseye benzemeyen…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın silgisi geçer sözlerin, imzaların, bağların üzerinden ve uyanılır yeni kokularla sabahlara. En sevdiğin yemeği başka ellerden yersin bu kez, bir adı yanlış söyleme tedirginliği üzerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyküler ne denli benzer birbirine? Birinden çıkıp bir diğerine geçiveren kahramanlara sormalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1127223000049594069?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1127223000049594069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/07/uyku-apnesi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1127223000049594069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1127223000049594069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/07/uyku-apnesi.html' title='UYKU APNESİ'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2041540724225242357</id><published>2009-07-03T09:50:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:43:54.167-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lublin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polonya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yolculuk'/><title type='text'>Polonya Seyahati</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sk9q6JiQA_I/AAAAAAAAAEg/vaAHSU8bH-4/s1600-h/IMG_9511.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354616029191341042" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 433px; CURSOR: hand; HEIGHT: 231px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sk9q6JiQA_I/AAAAAAAAAEg/vaAHSU8bH-4/s320/IMG_9511.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Macera 22 haziran sabahı beş dakika ile feribotu kaçırmamızla başladı. Hayatımda belki de -büyük olasılıkla-ilk kez erken gidip bekleyen kişi olmam işe yaramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karayolundan her türlü cambazlığı yaparak yetişme çabamız da İstanbul trafiği sayesinde sonuçsuz kalınca "uçağı kaçıran yolcular" olduk mu, olduk. Yüksek gerilim ve sıkıntı ile başlayan daha doğrusu başlayamayan yolculuk 23 haziran akşamına ertelenmiş oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım başımda iken ilk kez bu yaşımda bindiğim uçak çok keyifli geldi. Havalanma, yükselme, bulutların arasında ilerleme durumu mucize gibi ve şahane bir duygu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki buçuk saat sonra Varşova' ya inerken aşağıdaki göz alabildiğine yeşillik inanılır gibi değildi. Lublin' de gezerken bu kuşbakışı manzarayı yerde bizzat görüp "hmmm" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varşova havalimanı terminal2 de 175 nolu otobüsü beklerken tanıştığımız Avustralyalı arkadaş tren garında inmemizi sağlayıp bir güzel tren biletlerimizi de Lehçe' sini kullanarak aldı sağolsun. Yoksa o öfkeli ve asık suratlı memure ile İngilizce anlaşmaya çalışmak ne sancılı olurdu benim için kimbilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki saat on beş dakikalık tren yolculuğu ile vardığımız Lublin' den taksi ile otelimize varmamız gecenin bir buçuğunu, ailelerin orda çocukları almak üzere beklemiyor olmaları nedeniyle uyumamız iki buçuğu buldu. Koca valizleri yorgunluktan bitap halde sürüklerken hiç umursamayan resepsiyonist genci kınıyorum burdan. Sorunu çözmek için elinden geleni yapan ve çözen, çok şükür ki İngilizce de bilen garson Pietr' a ise tekrar gıyabında teşekkür ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gün sıkıcı gibiydi geziler. Gruplar kendi içinde takıldı gün boyu nerdeyse. Polonya grubunun tercümanlarından Peter ile güzel bir sohbet fırsatı bulduk yollarda. Zavallı, rehberin verdiği gereksiz bilgileri çevirirken utanıyor ve adeta özür diliyordu. Bir süre sonra tüm grup durumu fark etti ve çeviri anlarında genelde göz göze gelip gülünmesi eğlenceliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam yemeği tam katılımlı ve çok güzeldi. Yediğim tavuk şahaneydi. Magda ve Betty' nin çantalarında getirdiği votka şişesi ile masanın altından içki servisi gece boyu sürdü. Macarlar da pet şişede kendi içkilerini getirmeyi ihmal etmemişler elbette. Ben de tatmayı ihmal etmedim. Sertti!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sk9laFlkxEI/AAAAAAAAAEY/JgjqayaK-rY/s1600-h/polonya+126.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354609980817589314" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sk9laFlkxEI/AAAAAAAAAEY/JgjqayaK-rY/s320/polonya+126.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;-Çok mu ayrıntıya giriyorum acaba yine? Ama unutmak istemiyorum biraz da o yüzden yazıyorum.-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci günde uzun uzun yolar gittik geldik, yemyeşil manzaralar izleyerek. Bir kralın adını taşıyan tarihi bir kasaba ve Polonya' nın en büyük nehri gezi kapsamında idi. Hediyelik eşya işinde zorlandık oldukça. Hiç albenisi olan bir şey yok desem abartmış olmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı bir yağmur yağdı burda ve biz o yağmurda dondurma yiyorduk çocuklarla :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam okulda verilen yemek çok zengin bir mönüden oluşuyordu. Tabii biz elemeler yaparak bir kısmını yiyebildik. Bir yemek bana çok aşina idi ve sürpriz oldu. Geleneksel bir Çerkes yemeğinin aynısı, bir tür mantı. Yemek boyunca kadehler kaldırıldı bol bol içildi. Bizim öğrenciler Emre ve Damla' nın öğrendikleri iki Polonya Halk şarkısı geceye damgasını vurdu. Polonyalı müdür inanılmaz memnun oldu ve tebrik etti. Gecenin sonunda patlamak üzere bir mide ile otele gittik Dorota, Anetta ve diğer kızlarla. Onlar alkole devam etti. Bu kadar sıvıyı nasıl tüketebildiklerini hiç anlayamadım. Onlar da benim çok yediğim için içmememi anlayamadılar. "Çok yemiş olabilirsin ama çok içmedin" dediler ısrarla ama bir yudum bile gidecek yer yoktu bende o yüzden kulak asmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle olmayacak sanırım bu yazı, çok uzayacak. Özetleyerek gideyim. Dorota ve Anetta' nın ilgisi çok etkileyici idi. Bizi nasıl memnun edeceklerini şaşırdılar. Otelden arabayla alıp bıraktılar üç gün boyunca. Hatta geleceğimiz sabah tüm ısrarımıza rağmen sabahın 6.30' unda kalkıp geldiler ve bizi trene bindirdiler. Yalova gezisinin onların hayatı için bir tür dönüm noktası olduğunu bu kez Anetta' dan da duydum. Artık fazla sayıda Türk arkadaşları var internet sayesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okul/iş ortamında çok ciddi ve resmiler. Sanki gece ve gündüz iki farklı insan gibiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışıklı erkek yok denecek kadar az. Yalova' da her köşe başında bir yakışıklı gördüklerini söylüyorlar :) Güzel hatunlar var ama o da beklediğim kadar dikkat çekici nitelik ve nicelikte değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel anekdotlardan biri: Dorota' nın annesi komünizm döneminde, gençken yapay bir gölün yapımında çalışmış. İki yıldır oturdukları şirin, bahçeli evleri o gölün kıyısında. Zaman zaman komünizmi özlediklerini ifade ettiler sorum üzerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lublin havalimanında tanıştığımız yer hostesinin Türk ve müslüman olduğumuzu öğrenmesi üzerine kendisinin de üniversitede müslüman olduğunu söylemesi ve cebinde taşıdığı tesbihi göstermesi etkileyici idi. Bize din kardeşliği ayrıcalığı gösterip en az 40 dakikalık bir sıradan kurtarması da pek güzel oldu. O da Allah'a emanet olsun :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşte Polonya Lot Havayolları' nın bavulları hasarlı olarak iade etmesi canımızı epey sıktı. Şikayet etmek için bir girişimde bulundumsa da kayıp bagajlarının derdine düşmüş insanların kalabalığı ve "en azından kaybolmadı, yine şanslıyım" tesellisi ile sonuçsuz kaldı bu girişim. Freeshopta şapşal gibi gözüme pıstlattığım parfümle adeta canıma okudum ve ızdırap dolu kırk beş dakika geçirdim. Bu halde parfüm ve içki almak da kolay olmadı haliyle :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte sağ salim geldik. Bir hafta boyunca telefonun kullanım dışı olması ve benim duyup duymama sorunu yaşamamam, hazır bir plana dahil olma rahatlığı bitti. Ama kendi dilimizin konuşulduğu yere dönmek de azımsanmayacak bir rahatlık gerçekten.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2041540724225242357?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2041540724225242357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/07/polonya-seyahati.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2041540724225242357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2041540724225242357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/07/polonya-seyahati.html' title='Polonya Seyahati'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sk9q6JiQA_I/AAAAAAAAAEg/vaAHSU8bH-4/s72-c/IMG_9511.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2808175449031392681</id><published>2009-06-20T04:04:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:44:23.473-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yiyecek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='son kullanma tarihi'/><title type='text'>SON KULLANMA TARİHİ SORUNSALI</title><content type='html'>Bir can sıkıntısı, bir uyuzluk, bir nevi uyurgezerlik dönemi. Çok istediğin ve olacak bir şeye bile heyecan duyamamak, herşeyin saçma ve anlamsız gelmesi durumu. Yapacak bir şey yok, geçmesini bekleyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceleri de ara ara aklıma gelen ama üzerinde durmadığım bir soru bugün kırmızı biber kızartırken yine takıldı kafama. Bir yazayım bari dedim, belki bir bilen çıkar. Şimdi örneğin -örnek de gerçek, çağrışım ordan başladı- dolapta tüketilememiş bir kutu yoğurt var. Ama bu yoğurdun son kullanma tarihi iki gün sonra. Ben bu yoğurt ile çorba yapsam, çorbayı tüketmek için de mi iki günüm var, yoksa yoğurdu yoğurtluktan çıkardığım için o sınır kalkıyor ve çorbanın kendi ömrünü mü gözetmek gerekiyor? Canım bir de peynir ve peynirli börek ile örneklendirmek istedi. Öğretmenlik gereği olsa gerek, örnekleri seviyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de biberlerin üzerine sarmısaklı yoğurt olur dökülür kendisi bilemiyorum. Hele bir acıkalım bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2808175449031392681?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2808175449031392681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/06/son-kullanma-tarihi-sorunsali.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2808175449031392681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2808175449031392681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/06/son-kullanma-tarihi-sorunsali.html' title='SON KULLANMA TARİHİ SORUNSALI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1370446079211368071</id><published>2009-06-01T14:53:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:44:45.541-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oya baydar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>EDEBİYAT NOTLARI/ SICAK KÜLLERİ KALDI</title><content type='html'>Oya Baydar' ın tadına doyamadığım çok ama çok güzel romanından alıntılar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zamana ihtiyacın var. İyileşeceksin. &lt;span style="color:#ff9900;"&gt;&lt;em&gt;Hep iyileşilir, unutulur; hep yeniden başlar insan&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;. Yeniden başlarız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Soruların cevabı yok&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;. Soru sorduğun anda işin bitmiş demektir. Çözümsüzlük, cevabı bulamamakta değil, soruyu sormuş olmakta. Soru, inancın, güvenin, huzurun bittiğinin işaretidir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aşkta ve inançta soru sormaya başladın mı büyü bozulur. Dindar soru sormaz; aşık da, kör militan da öyledir. Onlar inanırlar ve inandıkları için huzurludurlar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"-Seninle güzel şeyler yaşadık Ülkü, yazık ki geç kalmıştık. Geç de olsa hiç yaşanmamasından çok daha iyiydi. Aşk, yaşam, ölüm... Her şeyi yaşamak güzel. Belki de dünyaya gelmemizin tek amacı bu; yani her şeyi yaşamak, bütün yaşadıklarımızla zenginleşmek, sonra da ölmek. Başka türlü söyleyecek olursam, kendinden başka hiç bir amacı, hiç bir anlamı yok yaşamın."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1370446079211368071?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1370446079211368071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/06/edebiyat-notlari-sicak-kulleri-kaldi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1370446079211368071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1370446079211368071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/06/edebiyat-notlari-sicak-kulleri-kaldi.html' title='EDEBİYAT NOTLARI/ SICAK KÜLLERİ KALDI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4404117979284376014</id><published>2009-05-25T14:48:00.000-07:00</published><updated>2009-06-01T15:40:31.357-07:00</updated><title type='text'>GÜZEL HAFTA SONU</title><content type='html'>CUMARTESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dans okulu olarak İstanbul' un ünlü Latin gecelerinden birinin mekanı olan Machkolik' e gidiş, salsa ve bachata sıcağından serinlemek üzere Milonga bölümünde tango izlemeye kaçışlar... Tangonun büyülü atmosferini, farkını yakından hissederek hayranlıkla izlerken denememi sağlayan kibar beyefendi, üç parça derken -usulen üç parça dans etmeliymiş ilk seferde- hoş bir uyum ve aktarılan pozitif enerji sayesinde , Nevzat' ın usulca yaklaşıp "Nermin herkes on dakikadır seni bekliyor" cümlesi ile ancak beşinci parça sonunda bitirilen deneme, dans ayakkabıları ayağımda, diğer ayakkabılar elimde servise doğru koşturmam... Dönüşte bu ortadan kaybolma ve hiç umulmayacak bir şekilde tango yaparken/ yapmaya çalışırken bulunma durumumun bana takılma konusu olması da eklenebilir. Bu bana uzun yıllar öncesinden benzer hoş bir anıyı hatırlattı. Henüz ortaokuldan mezun olduğum yıl Alanya' da geçirdiğim yaz tatilinde, sevgili dayımın işletmekte olduğu Han Disco' ya gidiyorum geceleri. Bir gece bakınıyor, beni ortalıkta göremiyor. Üst kattaki şark köşelerinde uyuyakaldığımı düşünürken ne görsün: Nermin pistte bir Alman turistle dans etmekte :)) Durumu yengeme anlatmasıyla öğreniyorum ben de sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de sabahın 4.30' unda şık şıkırdım halde, apartman girişinde alt komşumuz (Hacı) İsmail Amca ile karşılaşma talihsizliği :S&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adımlar... &lt;em&gt;ileri, geri, geri&lt;/em&gt;, yana, &lt;em&gt;ileri&lt;/em&gt;... adımlar önemlidir. Bir biranın dökülüşüne ulanır bazen, ince bir tülün ardında son bulur tango vals gibi. &lt;em&gt;Geri&lt;/em&gt;ye atılan adımlar, &lt;em&gt;ileri&lt;/em&gt;de daha yakın bir pozla süslenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PAZAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Pitos tobaro*l&lt;/em&gt;ardandan yayılan enfes kokularla kendinden geçen bozkırkızının sahil yürüyüşü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kentin en çok bitkilerini seviyorum sanırım. Çınarları, yaseminleri, hanımelini, her sabah özellikle burnumu kaldırarak altından geçtiğim bembeyaz çiçeklerle bezeli portakal ağaçlarını. Kokular duygusal bağlar oluşturur insanda. Bir gün dönersem bozkırıma, burnuma bu kokular esecek Yalova'dan, biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen minicik bir çiçek yaşamı anlamlı kılabiliyor bakmasını bilene. Bazen bir çiçek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Uçurtma' ya teşekkür ..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4404117979284376014?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4404117979284376014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/cumartesi-dans-okulu-olarak-istanbul-un.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4404117979284376014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4404117979284376014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/cumartesi-dans-okulu-olarak-istanbul-un.html' title='GÜZEL HAFTA SONU'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-5414544449041748499</id><published>2009-05-18T14:37:00.000-07:00</published><updated>2009-05-21T06:16:48.589-07:00</updated><title type='text'>HER KİMSE...</title><content type='html'>Yarım kalan çaylar gibi soğuyunca bırakılır mı içilen güzel geceler, &lt;em&gt;prenses&lt;/em&gt;ler uyanmak istemezken sunulan meyveli şarap tadında düşlerden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki bir başka kıtanın gözü hep yaşlı bir ülkesinde, senin öykünü şarkı yapar anlatır aynı yıl dünyaya geldiğin biri. O çok zor bulunur (sandığın) şeyi nasıl da tanımlar, nasıl edemediğin vedayı dillendirir yerine, şaşar kalırsın. Sen ki yazılanlardan kendine kurtarmıştın cümleleri, imgeleri. Y'ollar nereye çıkacak bilememiştin, biri başlamadan sonunu görmekte iken. Gördüklerini kendine saklar iken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir, başka gezegenden oraya bırakılıp gidilmiş  kadar yabancılaşma anlarının anlamını? İçinden geçen "Sen metinde üç beş satır atladın/Ben geçmiş zamanda dondurdum fiilleri" dizelerini, kim okur iğneli sözlerle dürtenlerden? Kimse bilmez. Kim-se de bilmez hayalleri mi kırılmıştır, yüzüstü mü kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmek de önemli değil çok şeyi. Anlamak için çabalamak da, gereksiz bulunacak kadar yorucu ruhu geceden dışarı uğramışlar için. Hoşçakal demeyi becerebilmek yeter bazen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-5414544449041748499?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/5414544449041748499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/her-kimse.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5414544449041748499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5414544449041748499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/her-kimse.html' title='HER KİMSE...'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-7182337486630526521</id><published>2009-05-11T00:37:00.001-07:00</published><updated>2009-05-12T12:11:22.323-07:00</updated><title type='text'>MADALYONUN DİĞER YÜZÜ</title><content type='html'>Gördüğüm/görmeyi seçtiğim resmin  arkasını çevirip bakmam gerekiyor bazen; hatta hiç unutmamam belki de... görünce, bakınca, hatırlayınca, üzerinde düşününce bir renk karmaşası, bir astigmatın birbirine geçmiş gölgeli harflerden oluşan uzun cümleleri okuma sancısı, yolun kıvrımlarını algılayamadan direksiyon sallama gerginliği virajlarda, iyi ki uyanılan rüyalar vs. vs...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-7182337486630526521?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/7182337486630526521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/madalyonun-diger-yuzu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7182337486630526521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7182337486630526521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/05/madalyonun-diger-yuzu.html' title='MADALYONUN DİĞER YÜZÜ'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1427220973637524320</id><published>2009-04-28T04:24:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:46:28.823-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saklıkent'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gezi'/><title type='text'>FETHİYE - KAŞ KAÇIŞI</title><content type='html'>Kısa kaçış planlarımızdan birini gerçekleştirdiğimiz dört gün ilâç gibi geldi. Zaman kısaysa da yollar pek uzundu. Ayaklarımızı nerelere koyacağımızı şaşırdık otobüste ama herşeye rağmen çok güzeldi seyahat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethiye' ye yedi koca yıl önce bambaşka bir hâl içinde gitmiştim, aylardan kasımdı. O zaman göremediğim ve aklımda kalan Ölüdeniz nefisti. Bir mavi ve yeşil doygunluğu yaşattı bize. Bir de yamaç paraşütü yapsam cilâ olacaktı ama o da bir sonraki sefere kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-19a3266a859ff94b" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v14.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D19a3266a859ff94b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329930572%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1424AB40794F4C48DFC82938BECCD56FD0E06C37.3D61698AF32B517FB0BDEB8F2357F3A4AFCEBD17%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D19a3266a859ff94b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DD6Jjbd32Cadu071dnURgpGn8QNQ&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v14.nonxt8.googlevideo.com/videoplayback?id%3D19a3266a859ff94b%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1329930572%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1424AB40794F4C48DFC82938BECCD56FD0E06C37.3D61698AF32B517FB0BDEB8F2357F3A4AFCEBD17%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D19a3266a859ff94b%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DD6Jjbd32Cadu071dnURgpGn8QNQ&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saklıkent' e iyi ki gitmişiz yoldan yılmış halimizle. Kanyonların bir doğa harikası olduğunu düşünürüm zaten. Sanırım ilk kez bir kanyon yürüyüşü yapma şansım oldu. Orada da bir ara rafting yapmak lazım.Aman ondan da eksik kalmayalım :) Dönüşümüz yine bir küçük maceracık niteliği kazandı son aracı kaçırmış olmamız nedeniyle. Sağolsun yurdumun insan canlısı, yardımsever esnafı sayesinde yoldan geri döndü minibüs bizi almak için. Yoksa artık geceye kadar esnaflarla bekler, perperişan bir durumda dönerdik herhalde onca yolu. Benim rahatlığıma kulak asmadığın için teşekkürler Miacık :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaş... ne ruh sağaltıcı bir yer orası öyle. Küçüklüğü, sakinliği, tertemiz turkuaz ve yer yer lacivert denizi, yeşili, zeytin ağaçları, limon ağaçlarından ve renk renk çiçeklerden esen enfes kokularıyla büyüledi bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On bir yıl üst üste her tatilinde Kaş' a gelen ve bize kendi ülkemizde mihmandarlık yapan Alman turist Joachim' i de büyülemiş olmalı yıllar önce. Kendi ülkemizde ilk kez gördüğümüz bu güzelim beldeyi bir yabancı turistten dinlemek biraz zorumuza gittiyse de, sağolsun pek keyiflendirdi bizi. Öğrendiği Türkçe kelimelerle kurduğu cümleler yetti zaten. "oha!, abla şimdi..(bize), sağol baba, sa&lt;strong&gt;nn&lt;/strong&gt;a&lt;strong&gt;nn&lt;/strong&gt;e, istemiyoum.. ama çok istemiyoum..." Bir süre dilimize pelesenk olacak gibi bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330111552426675970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SfhcN3-ZDwI/AAAAAAAAAD4/SAOQ4H1RPiY/s320/ka%C5%9F+(108).jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;2000 yıl önce yapılmış, 4000 kişilik antik tiyatronun tepesinden ve sahildeki minderlerden yıldızları izlemek, Kaş Kamping' in şefinin nefis, şık kahvaltısını muhteşem manzaraya bakarak yemek, Echo Bar' ın balkonunda İngiliz grubunun nefis blues müziklerini dinlerken limana karşı bira yudumlamak, akşam yürüyüşümüzde bize eşlik eden kampın sevimli (Joachim' in Akdeniz Haski olarak nitelediği) köpeği Keş' in arkamızdan donup bakakalması... gezinin unutulmaz anlarından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330114288228817714" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 340px; CURSOR: hand; HEIGHT: 283px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SfhetHoc2zI/AAAAAAAAAEA/BULUNZrq4XM/s320/ka%C5%9F+(96).jpg" border="0" /&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Molada Mia' nın her zamanki emin tavrıyla hareket etmemize 20 dakika olduğunu söyleyerek benim tuvalete gidişimi -neyseki kısa bir süre- ertelememe, sonra da 'anons üzerine otobüse son yetişen insan' olmama sebebiyet vermesi, benim dönüşte onu haşlama faslım, otobüste ikram yapılırkenki yüzsüzlüğümüz ve akabinde gülme krizine girişimiz, odada lahmacun gibi gülümseten kareler de var belleğimizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yer önerisiyle bu keyifli konaklamaya katkıda bulunan ortaokul arkadaşım Mehmet' e, güzel zaman geçirmemizi sağlayan, muhabbet insanı, bizden daha yerli turist Joachim' e, çantalarımızı motoruyla terminale bırakan resepsiyonist Sedat' a, tertemiz kalpli, sevimli insan Levent Abi' ye, bizi gece yarısı terminalden almaya gelen cefakâr dostumuza minnet duygularımızı belirterek yazıyı bitirmeye çalışırken son olarak diyorum ki: Şansınız varsa lütfen gidiniz, geziniz, paylaşınız. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sfh4pZcMC7I/AAAAAAAAAEI/D-QlR5FwZTE/s1600-h/kaÅŸ+(115).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330142811592068018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 231px; CURSOR: hand; HEIGHT: 247px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sfh4pZcMC7I/AAAAAAAAAEI/D-QlR5FwZTE/s320/ka%C5%9F+(115).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sfh5Q8LEKvI/AAAAAAAAAEQ/m90Zk8votkE/s1600-h/kaÅŸ+(116).jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sfh5Q8LEKvI/AAAAAAAAAEQ/m90Zk8votkE/s1600-h/kaÅŸ+(116).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330143490930387698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 323px; CURSOR: hand; HEIGHT: 278px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sfh5Q8LEKvI/AAAAAAAAAEQ/m90Zk8votkE/s200/ka%C5%9F+(116).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1427220973637524320?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=19a3266a859ff94b&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1427220973637524320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/04/ksa-kacs-planlarmzdan-birini.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1427220973637524320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1427220973637524320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/04/ksa-kacs-planlarmzdan-birini.html' title='FETHİYE - KAŞ KAÇIŞI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SfhcN3-ZDwI/AAAAAAAAAD4/SAOQ4H1RPiY/s72-c/ka%C5%9F+(108).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-5955780598945309623</id><published>2009-04-02T11:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T15:12:29.021-07:00</updated><title type='text'>TEŞEKKÜR</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Geçtiğimiz hafta Ankara' da yıpratıcı ve zor bir hafta geçirdim. Özellikle annemin operasyonu ve ardından beklediğimiz uzun mu uzun saatlerin benim zihnimden ve bedenim geçişi yıllara tekabül edecek nitelikteydi.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Yaşamın ne kadar hassas dengeler üzerinde döndüğü gerçeği ile bunca yakın olmak çok rahatsız edici. Ufacık bir sapma ile kendini yürüdüğün yoldan çok uzaklarda bulma, belki başladığın yere geri dönme, belki de bir adım dahi atmayacak halde kalma olasılığı...&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Zoru bir nebze kolaylaştıranlar, ayazda kalmışçasına titreyen yüreğime sıcacık cümlelerle dokunanlar, uzak ellerini uzatmaya ne kadar hazır olduklarını dile getiren sevgili yol arkadaşlarım; zor zamanların adamı &lt;em&gt;ortak&lt;/em&gt;'ım, en kötü rüzgârlarıma dayanan güzel &lt;em&gt;uçurtma&lt;/em&gt;m, derdimi derdi gibi taşıyan mis kokulu &lt;em&gt;çiçeğim&lt;/em&gt;, büyümüş de küçülmüş &lt;em&gt;küçük prensim&lt;/em&gt;, sağaltıcı etkisiyle uzun ve güzel konuşmalar yapan sevgili &lt;em&gt;paşa&lt;/em&gt;m, dualarıyla ve gönülleriyle yanımızda olan herkes... Hepinize ayrı ayrı çok büyük minnet duygusuyla teşekkür ediyorum. Eksikliğinizi göstermesin Tanrı. Hiçbirimize sevdiklerimizin acısını, eli kolu bağlı bekleme güçlüğünü de.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-5955780598945309623?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/5955780598945309623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/04/tesekkur.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5955780598945309623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5955780598945309623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/04/tesekkur.html' title='TEŞEKKÜR'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3273783595937584682</id><published>2009-03-19T00:43:00.000-07:00</published><updated>2009-03-23T13:58:37.979-07:00</updated><title type='text'>BU SABAH</title><content type='html'>Geç yatıp bölük pörçük uykuyla tamamlanan bir gecenin sabahında isteksizce yataktan kalktım ve işe geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabaha doğru 4:25' i gösteriyordu saatim, ağlayarak uyandığım esnada. Babamı bir kafede görüyor ve yanına gidiyorum, boğazında bir ufak hortum. Öyle çok, öyle özlemle sarılıyorum ki... Uyarıyor: "Fazla yaklaşma kızım, hortumdan mikrop kapabilirsin." Ağlama duygusu öyle güçlü ki rüyâda, uyandırıyor beni ve rüyâda bırakamıyorum, bırakmak da istemiyorum zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra yağmur, odamın camı. Diğer odamın camı ve yine yağmur... Ağırlık, taş gibi durma, yosun bağlayana kadar durma isteği ve dil paslanana kadar susma...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3273783595937584682?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3273783595937584682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/bu-sabah.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3273783595937584682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3273783595937584682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/bu-sabah.html' title='BU SABAH'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-4820672020435159496</id><published>2009-03-16T14:24:00.000-07:00</published><updated>2009-03-16T14:46:15.477-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>CADDELER VE SEÇİM</title><content type='html'>Başımı esir alan iki günlük ağrıyla banka, ödeme vb. işler için dışarıda bulunduğum bir saat içerisinde seçim havasını(!) solumak zorunda kaldım. Aman Tanrı' m! Bu nasıl bir görüntü ve gürültü kirliliğidir. Art arda geçen arabalardan tuhaf müziklere yamanmış propaganda cümleleri, seçim vaatleri, gökyüzü ile aramıza girmiş yüzlerce kumaş parçası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bunların kaynakların hoyratça kullanılması sonucu ortaya çıkan manzaralar olması hepten sinir bozucu. Ekonomik anlamda bu kadar zor günler geçirirken ve daha aylar geçirecekken milletçe, ülkece; bu savurganlığın, bu çirkin görüntülerin bir nebze de olsa kısıtlanması gerekmez miydi?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-4820672020435159496?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/4820672020435159496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/caddeler-ve-secim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4820672020435159496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/4820672020435159496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/caddeler-ve-secim.html' title='CADDELER VE SEÇİM'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2466095577957574486</id><published>2009-03-04T14:21:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T13:47:27.289-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dans'/><title type='text'>DANS...DANS...DANS...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sa8OYAdzelI/AAAAAAAAADg/vF6d76NG7ls/s1600-h/dans_tanz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309478291297761874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 307px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sa8OYAdzelI/AAAAAAAAADg/vF6d76NG7ls/s320/dans_tanz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son beş aydır hayatımdaki en güzel renkten söz etmek istiyorum nicedir. Ancak elim değdi :) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğumdan beri çok sevdiğim, yapmayı arzu ettiğim, televizyonda rastladığımda ekrana kilitlenip dış uyaranlara kendimi kapattığım o estetik eylem, sanat.. Buz dansı olsun, bale, tango ve zamanla ortaya çıkıp gelişen modern dans olsun hepsi benim için inanılmaz heyecan vericiydi oldum olası. Yıllarca hemen her gece rüyâlarımda buz dansı yaptım ve aile bireylerine sabahları işkence edercesine anlattım. Erkek kardeşim artık ben cümleye başlamadan isyan eder olmuştu :) Evde müziği açıp modern dans çalışmalarım, sandalyelere ayağımı uzatarak kişisel bale eğitimimi düzenli olarak yapmamı da unutamazlar elbette. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309478642217427650" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 218px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sa8OsbvkosI/AAAAAAAAADo/f24xJXx1oAo/s320/dance_girl.jpg" border="0" /&gt; Lise son sınıfta başlayıp dört yıl devam ettiğim Kafkas Halk Dansları ekibi benim dans konusundaki şişkinliğimi bir nebze giderdi. Hem baleye benzeyen hareketler ve çalışmalar, barındıran hem çok asil ve çeviklik gerektiren danslardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllardan sonra yeniden hayatıma aktif olarak dansın girmesinden çok mutluyum. &lt;span style="color:#ffcc00;"&gt;Dans, müziğin bedendeki yansıması, ritmin görselliği...&lt;/span&gt; Aşkın, tutkunun, acının, mutluluğun,inançların ifade bulduğu; yalnız yapılanı, partnerle birbirini tamamlayarak edileni, grupla senkronik biçimde hareket edilerek göz dolduranı... ne çok türü var. Dans edebilecek güce, koşullara sahip olduğum için ne kadar sevinsem ve şükretsem azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demiş şair: "Asla yaralı olmamışsın gibi sev.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kimse sana bakmıyormuş gibi dans et.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;Kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle.&lt;br /&gt;Cennet dünyadaymış gibi yaşa."&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2466095577957574486?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2466095577957574486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/son-bes-aydr-hayatmdaki-en-guzel.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2466095577957574486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2466095577957574486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/03/son-bes-aydr-hayatmdaki-en-guzel.html' title='DANS...DANS...DANS...'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/Sa8OYAdzelI/AAAAAAAAADg/vF6d76NG7ls/s72-c/dans_tanz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-159260600082103098</id><published>2009-02-15T11:19:00.000-08:00</published><updated>2009-03-19T00:35:12.950-07:00</updated><title type='text'>.....................</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Yaşam bazen, taşıdıkça ağırlaşan bir çanta misali omuzda. Hele ki yürümekten hazzetmediğin yollarda isen.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;İzlediği bir filmde aklına düşmek birinin, uzaklardan sürpriz kartpostallarla anımsanmak, dinlenen ezginin paylaşma isteği duyulanı olmak, hırkanın kokusunu özlemle içine çektiğine tanık olmak bir başka parçanın, farklı zamanlarda aynı sayfalara birbirinin gözü ile bakmaya çalışmak ortak bir ruh yakalananlarla, yarasını gösterip şefkatine sığınması bir çocuğun, gecenin katran karasında yılların tüketemediği kelimelerin çarpışmasını beklemek karşılıklı... Bu vakitlerdir taşınanı anlamlı kılan, yüksünmekten mahcubiyet duymana sebep olan..&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-159260600082103098?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/159260600082103098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/02/blog-post.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/159260600082103098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/159260600082103098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/02/blog-post.html' title='.....................'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1164167438192032483</id><published>2009-01-25T04:04:00.000-08:00</published><updated>2009-03-19T00:43:18.524-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İÇerden'/><title type='text'>gitmek</title><content type='html'>Yollara düşmek, giysilerinle dolu bir valiz, düşünce, kaygı, sorular, sorgulamalarla dolu bir zihni taşıyarak otobüs camından akıp gidenlere bakıyormuş gibi kendi akışında ilerlemek zamanı şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kentten kente değişen iklimin kendi ruhundaki havaya yansımasını duyumsamaya çalışacaksın. Geçişler yumuşak mı, sert mi? Kuru ayaz mı daha katlanılır, nemli poyraz mı? Şimdi sınamak zamanı teni..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1164167438192032483?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1164167438192032483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/gitmek.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1164167438192032483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1164167438192032483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/gitmek.html' title='gitmek'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2467112715147674816</id><published>2009-01-16T17:40:00.000-08:00</published><updated>2009-01-16T17:51:11.606-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>sayıklama</title><content type='html'>Nasıl da değişebiliyor insanın dengesi birdenbire. Bir süre kendine verdiğin 'gaz' la epeyce bir gidiyorsun, sonra devri düşüyor motorun, vites küçülüyor, yol hep rampa yukarı. ( Epey sürücü olmuş muyum ne?) En azından benim için böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncecik bir çizginin bir yanında gün güneş, diğer yanda zifiri karanlık. Bir bu taraftasın, bir diğer... Bazen de "yaprak döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2467112715147674816?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2467112715147674816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/nasl-da-deiebiliyor-insann-dengesi.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2467112715147674816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2467112715147674816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/nasl-da-deiebiliyor-insann-dengesi.html' title='sayıklama'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-8860320276413657109</id><published>2009-01-07T12:01:00.000-08:00</published><updated>2010-10-13T13:16:42.449-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>müzik ve dostlar</title><content type='html'>İyi ki ikisi de var şu yaşamda dediğim günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkıcı ve karanlık son pazar günümüzde Miacık ile izlemek üzere seçtiğimiz film, günü renklendirmekten çok sıkıcılığının altını çizdi. "Zeynep'in Sekiz Günü"... Ne bitmez günlerdi Tanrım! Yer yer sinirsel gülmeler, baştan sona tiye almalarla sonuna yakın bir yere kadar izleyip "Eeh, yeter.Sonuna bakarız" diyerek dağıldık odanın köşelerine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde en güzel şey, hatta tek güzel şey ilk kez duyduğum nefis bir şarkıydı. Dvdnin sonu geldi, şarkının kısacık bölümü dakikalarca dönüp dönüp çaldı, dokunamadım kumandaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra başladım şarkıyı aramaya. Ama aramalar başarısızlıkla sonuçlandı (evet hâlâ neyi nasıl bulacağımı bilemiyorum bazen sanal dünyada). O sırada arşivinde olup olmadığını sorduğum sevgili arkadaşım ve ince eşinin sayesinde iki gün sonra o müthiş şarkı ve yanında ekstra güzelliklerle dolu bir cd ulaştı elime. Ben iki gündür cdyi yanımda taşıyor, sağa sola kopyalıyor, eve gelip hemen çalmaya başlayarak keyif yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi müzik ne kadar güzel bir şey! diyorum. Yaşama tat veren bu küçük ama büyük şeyleri yaşattığı için teşekkür ediyorum Tanrı'ya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar beğendiğim şarkıyı eklemezsem ayıp olur herhalde. Hem böyle biraz kendime saklamak istiyorum hem de herkes bilsin ve sevsin :-) Ama ben içimde tutamıyorum hiç bir şeyi işte, bilirsiniz. O halde buyrun, kulaklarınıza armağan olsun benden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.org/d4fIkzEoWEftNw"&gt;http://fizy.org/d4fIkzEoWEftNw&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de şuna bayıldım: &lt;a href="http://fizy.org/d4fIT__yTGWE7I"&gt;http://fizy.org/d4fIT__yTGWE7I&lt;/a&gt; Teşekkürler, ellerine ve ruhlarına sağlık talebime bu kadar güzel ve hızlı yanıt verenlerin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-8860320276413657109?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/8860320276413657109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/mzik-ve-dostlar.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8860320276413657109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8860320276413657109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2009/01/mzik-ve-dostlar.html' title='müzik ve dostlar'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-1516682636553610874</id><published>2008-12-23T13:15:00.000-08:00</published><updated>2008-12-23T13:42:59.781-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>"KÜÇÜK PRENS" BÜYÜKLERE DİYOR Kİİİİ...</title><content type='html'>"Bu insanlar (büyüklerden söz ediyor)* rakamlardan hoşlanırlar. Onlara yeni bir dosttan söz ederseniz asıl önemli olan şeyleri sormazlar size; hiç bir zaman "Sesinin tonu nasıl? En çok sevdiği oyunlar hangileri? " diye sordukları olmaz. "Kaç yaşında? Kilosu ne kadar? Babası ne kadar kazanıyor? " diye sorar ve yalnızca o zaman onu tanıdıklarına inanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsanın kendini yargılaması, başkalarını yargılamasından çok daha güçtür. Kendini iyi yargılamayı başarabilirsen, bu demektir ki sen gerçek bir bilgesin."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"....Çünkü &lt;em&gt;dil yanlış anlamaların asıl nedenidir&lt;/em&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İnsan bulunduğu yerden hiç bir zaman memnun değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"-Senin dünyandaki insanlar aynı bahçede beş bin gül yetiştiriyorlar ama yine de aradıklarını bulamıyorlar orada... Oysa aradıkları şey bir tek gülde ya da biraz suda bulunabilir. Ama gözler kördür, yürekle aramak gerekir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim gibi çocukluğunda okumamış olanlara içindeki çocukla tanıştırmalarını, okumuş olanlara hatırlamalarını, çocuklara da tez elden edinmelerini öneririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* benim notumdur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-1516682636553610874?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/1516682636553610874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/12/kk-prens-byklere-diyor-kiiii.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1516682636553610874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/1516682636553610874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/12/kk-prens-byklere-diyor-kiiii.html' title='&quot;KÜÇÜK PRENS&quot; BÜYÜKLERE DİYOR Kİİİİ...'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-9017552937588688673</id><published>2008-12-17T13:35:00.000-08:00</published><updated>2009-03-19T00:40:10.869-07:00</updated><title type='text'>Kendimden Notlar</title><content type='html'>- Kekin kakaolusunu, işin tez bitenini, arkadaşın fazla soru sormayanını yeğlerim.&lt;br /&gt;- Asansör beklerken kendi kendime dans etme, şarkı söyleme, mimikler yapma esnasında gelen asansörden biri inip beni o halde yakalayacak diye pek bir endişelenirim ama bu yapmama engel olmaz. Bir gün gelecek başıma ya dur(ayım) bakalım...&lt;br /&gt;- En sevdiğim hayâl, kendimi sinema perdesinde "şahane dans eden kız" rolünde görme ânıdır.&lt;br /&gt;- Defalarca yüz kişinin karşısına geçip sunum, seminer vb. çalışma yapmışlığım vardır, ammaaa otobüste uzandığım camı zorlayıp da açamayacağım ve tüm otobüs benimle içten içe alay edecek diye gerilirim. Özgüvenimi sorguladığım durumlardandır bu :-))&lt;br /&gt;- Birine iltifat ettiğinde "ne ısmarlayayım?" geyiğinin tedavülden acilen kalkmasını dilerim !&lt;br /&gt;- Bir şey okumadan geçen saatleri kayıp sayarım. Okumadan nasıl yaşanır cidden anlayamıyorum. Zorunlu olarak bulunduğum ortamlarda özellikle "off şimdi kaç sayfa kitap okurdum/ Uykusuz' u bitirirdim" gibi hayıflanmalarla kendimi yer bitiririm :-) (evet biraz abarttım.)&lt;br /&gt;-Aynı anda birden fazla işle meşgul olmaya bayılırım.Zamanı iyi kullanacağım sözde. Bu uygulama genelde yanan yemekler, batan ocaklar gibi kazalarla ters tepse de vazgeçemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki size ne mi bunlardan? İnsan kendini çok önemli sanıyor ya bazen, herkes kendine çok değişik filan geliyo hani.. Ne bileyim işte öyle fark ettiklerimi yazmak istedim sadece. Hem gıcık olduğum şeyleri yapmazsınız belki okuyunca :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-9017552937588688673?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/9017552937588688673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/12/kendimden-notlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/9017552937588688673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/9017552937588688673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/12/kendimden-notlar.html' title='Kendimden Notlar'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6253455021636111098</id><published>2008-11-24T13:50:00.000-08:00</published><updated>2010-03-23T13:47:49.917-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öğretmen'/><title type='text'>BİR ÖĞRETMENDEN ÖĞRETMENLERİNDEN BİRİNE</title><content type='html'>On bir on iki yaşındaydım henüz sizi sınıfın karşısında gördüğümde. Açık alnınız ve kırlaşmış saçlarınız, bıyıklarınız zihnimde yıllardır silinmeyen, buğulanmayan bir fotoğrafın ana unsurlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınıfın kapısından girdiğiniz an hissedilirdi farklılığınız.Tok sesinizle anlattığınız derslerde hep, sıradan olmayan bir şeyler vardı. Kareli bir ceket, ceketin cebinde hiç eksik olmayan bir kitap, elinizde resmi az yazısı bol gazetenizle geldiğiniz, tazecik belleklerimizde yıllar sonraya kalacak izler bırakarak gittiğiniz derslerden birinde günlük tutmamızı istemiş ve ne de tatlı anlatmıştınız alelade cümlelerle, bir gün içindeki aktiviteleri anlatmanın günlük tutmak anlamına gelmediğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayvanlar Çiftliği", "Çocuk Kalbi" gibi evrensel kitapların yanında bizimle usul usul tanıştırdığınız büyük Türk romancıları ve çağdaş yazarlarla, en iyi hikâyelerle, edebiyatın güzelim tadını almamızı sağladınız. Size duyduğum engin hayranlığın sonucu okul kütüphanesi uğrak yerim oldu. Ben okudukça sizin koltuklarınız kabarıyordu adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar eksik kalırdım şimdiki halimden o yaşta Yaşar Kemal' le, Reşat Nuri Güntekin' le, Sait Faik' le beslenmemiş olsaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrettiğiniz, hayatıma kattığınız her kelime, her görüş, her değer için binlerce kez teşekkür edebilsem keşke sizi bir kez daha görme fırsatı bulup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir öğretmenin bir çocuğun hayatına nasıl etki edebileceğini, öğretmene duyulan hayranlığın ne yüce bir beslenme kaynağı olduğunu gösterdiğiniz için, bizi gerçek okur-yazarlar yapmak adına gösterdiğiniz gayret için, göstermeye utandığım şiirimi tesadüfen görüp (!) okuduğunuz için, yıllar sonra arayacak kadar öğrencinize değer verdiğiniz için minnettarım sevgili öğretmenim İbrahim ERDEM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım halâ bir yerlerde güzel Türkçe' nizle birilerine etki eden cümleler kuruyorsunuzdur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6253455021636111098?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6253455021636111098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/11/bir-retmenden-retmenlerinden-birine.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6253455021636111098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6253455021636111098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/11/bir-retmenden-retmenlerinden-birine.html' title='BİR ÖĞRETMENDEN ÖĞRETMENLERİNDEN BİRİNE'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3577363877778097987</id><published>2008-11-10T14:00:00.000-08:00</published><updated>2009-03-19T00:42:50.324-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>ACIMAK ÜZERİNE BİR ROMANDAN (SABIRSIZ YÜREK)</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267168806671264482" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 272px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SRi-H32oquI/AAAAAAAAADI/UsI6K8d7ts0/s320/DSC04030.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Eski çevirisinde adı "Acımak" olan bu romanda yazarın acıma duygusunu derinlemesine ele alışı, gereksiz acımaların insanı hangi durumlarla baş etmek zorunda bırakacağı leziz bir biçimde anlatılmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zaman zaman sağlıklı bir vücuda sahip olmanın ayrıcalığından utanabilecek kadar duyarlı olan kahramanımız üzerinden insanın duygusal katmanlarını bir bir soyup sorgulamış Stefan Zweig. Benim naçizane yorumum bu kadar. Gerisi kitabın içinden, algı süzgecimin üstünde kalanlardan bir bölümü. Buyrun paylaşalım:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Başkalarından dinlenenler ve kitaplardan okunanların hepsi gelip geçiyor, geriye yalnızca kendi yaşadıklarınızın yüreğinizde uyandırdığı duygular kalıyor." &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5267169590989151394" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SRi-1hql3KI/AAAAAAAAADQ/G8Sk8lAkb1o/s320/DSC04028.JPG" border="0" /&gt; "... Arzulamak ve özlem duymaktan çok daha beterinin, istemediğin halde sevilmek ve bu rahatsız ediici tutku ve ihtirasa karşı koyamamak olduğunu anlıyordum....... Karşılıksız olarak sevilen kişi, ölçüsünü ve sınırlarını kendisinin belirleyemediği bu tutkuya gem vurmakta çaresizdir." &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Ve aşk kendi dünyasında her şeyin en sınırsızını , en ölçüsüzünü arzuladığı için, ölçülü ve tedbirli olan her şey onun için dayanılmaz ve iticidir."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Kararlarımız, kabul etmek istemesek de büyük ölçüde sosyal konumumuzla sağladığımız uyuma ve çevreye bağlıdır. Düşüncelerimizin büyük kısmı genellikle önceden edinilmiş izlenimlerin ve etkileşimlerin doğal bir sonucudur."&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Vicdan anımsadıkça, hiç bir suç unutulmaz!"&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3577363877778097987?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3577363877778097987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/11/acimak-zerine-bir-romandan-sabirsiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3577363877778097987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3577363877778097987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/11/acimak-zerine-bir-romandan-sabirsiz.html' title='ACIMAK ÜZERİNE BİR ROMANDAN (SABIRSIZ YÜREK)'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SRi-H32oquI/AAAAAAAAADI/UsI6K8d7ts0/s72-c/DSC04030.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2919055080274522016</id><published>2008-10-20T13:44:00.000-07:00</published><updated>2008-10-20T14:22:27.937-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>DİLLER</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Geçtiğimiz haftalarda, altı gün boyunca, dört farklı ülkeden gelen konuklarımızla birlikte zaman geçirdik. Çoğu keyifli, bir kısmı gergin ve az da olsa sıkıcı dilimlerden oluşuyordu bu zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı gözlemlerde bulunma şansım oldu bu birliktelik esnasında; yolculuklarda olsun, yemeklerde ve toplantılarda olsun. Ancak bir şey var ki en çok üzerinde düşündüğüm bu oldu sonrasında da: Diller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen çok basit gibi görünen bir bilgiyi veya öylece kabul edip fazla sorgulamadığım(ız) durumları zihinsel büyütecimle şöyle bir incelediğimde şaşkınlık içersinde kalırım. Bu konu da bir örnek teşkil etti bu duruma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortak dil elbette İngilizce idi ama gruplar doğal olarak kendi aralarında ana dilleri ile konuşmaktaydı. Yanımızda iki insan akıcı ve hararetli konuşmalar yaparken tek kelime anlamamak, neden söz etttikleri konusunda tahminde dahi bulunamamak çok tuhaf geldi bir ara. Halâ da düşününce öyle geliyor. Bir kelimeyi sesli olarak sürekli tekrarladığımızda anlamsız gelmesi gibi.(bunu herkes denemiş midir acaba? merak ettim cidden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki insandan çoğalıp yeryüzünü saran milyarlarca insan kitlelere ayrılmış ve diğerleriyle sesleri, yazısı, yapısı, her şeyiyle bambaşka diller konuşup yazıyor. Bir araya geldiklerinde hiç bir şey anlamayabiliyorlar. Yazı denen sembolleri hiç bir anlam ifade etmiyor birbirleri için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde 6500 civarında dil kullanılıyormuş! Bilmem, bence oldukça ilginç. (sizin için de ilginç olsun lütfen, en azından okuduktan sonra :-))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2919055080274522016?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2919055080274522016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/10/diller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2919055080274522016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2919055080274522016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/10/diller.html' title='DİLLER'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3504633897119200328</id><published>2008-10-13T14:40:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T14:50:31.038-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil'/><title type='text'>OLYMPOOOS</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SPPLpzbmw9I/AAAAAAAAACI/2ykHb_vapSM/s1600-h/DSC04005.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256769109112570834" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SPPLpzbmw9I/AAAAAAAAACI/2ykHb_vapSM/s320/DSC04005.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir tatilin başından kendimiz için kırptığımız 3 günü, sürpriz bir şekilde alınmayan biletler sayesinde Olympos' da geçirme şansına kavuştuk. Demek ki gitmeliydik, belki bizi bekleyen bir şeyler vardı oralarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyanıp 11 nolu minik ahşap evimizin kapısını açar açmaz bizi karşılayan portakal ağacı, henüz rengine ulaşamamış halde dallarda bekleyen güzelim portakallar, ağaç dallarına asılan havlular, yeşil yapraklar arasında kıpkırmızı, bazısı çatlamış narlar, akşamları ateşin başında kupayla -kimine göre öğretmen bardağı!- içilen çaylar, ısındıkça oturağın geriye çekilmesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256765947669430978" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SPPIxyI0wsI/AAAAAAAAACA/sDk_TqQ6Rdg/s320/DSC03616.JPG" border="0" /&gt; Akşam çalan kampana ile yemek sırasına girmek, yemekten sonra tavla oynamak, tavla vesilesiyle tanışmak, paylaşmak karanlığa tutulan telefon ışığını, bazen bir &lt;em&gt;diz&lt;/em&gt;i beş dakikalığına... Sahile inerken "su" alıp gelmesi birinin :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çardakta, hamakta, ılık ılık saran sularda yüzünü tarihe ve doğaya dönerek keyif yapmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geride kalanlara bırakılan ufak hatıralarla gitmeler, omza konan minik kelebek öpücüğü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yaban ellerin yabancı durmaması, yadırgamamak... kısacık zamanda alışmak ve özlemek bir nevî, gözlerin araması, dilin anması gidenleri...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5256770730581522130" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SPPNIL37dtI/AAAAAAAAACQ/PdbwrLaa29w/s320/DSC03622.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Hepsi, her şey çok keyifliydi. İyi ki gittik. Tekrar buluşmak dileğiyle Olympos-da-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3504633897119200328?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3504633897119200328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/10/olympooos.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3504633897119200328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3504633897119200328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/10/olympooos.html' title='OLYMPOOOS'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SPPLpzbmw9I/AAAAAAAAACI/2ykHb_vapSM/s72-c/DSC04005.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2543000910363683377</id><published>2008-09-24T13:53:00.000-07:00</published><updated>2009-12-06T16:30:06.838-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İÇerden'/><title type='text'>BA-BA</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İlkokulda bir milli bayram töreninde "baban mı, deden mi?" diye soran arkadaşıma kaçamak cevap verirken farketmiştim sanırım babamın ilerlemiş yaşını. Ve bu farkındalık yüzünden olmalı yıllarca uyurken onu izlememe, soluk alıp almadığını kontrol etmeme neden olan kaygılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okey oynarken arkadaşlarının kelliğine dair şakaları ne can sıkıcı gelirdi bana. Ne kadar içerlerdim sevgili "babişkom" a yöneltilen sözlere çocuk aklımla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir kız çocuğuydum işte sokaktan at arabasıyla tuz satarak geçen amcayı babasına benzetip "keşke bir kez öpsem" diyecek kadar onu özleyen yokluğundaki yıllarda... Arkadaşımı, tabureye çıkan babası için "düşerse sen de benim gibi babasız kalırsın" diye uyaran... Büyüdükçe çoğalan bir sevgiydi.. Anneme göre "leş gibi sigara kokan" ceketini sırtından çıkartıp, asmadan önce içime çekerek koklamak benim için haz içeren bir ritüel gibiydi ilk gençlik yıllarımda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi zamanda onu yitirmenin daha hafif olacağını düşünürdüm bazen. 18 yaş? Hayır hayır, çok erken. Üniversitede okurken de hayatta olmalı babam, mezun olduğumda da... Hatta evlenirken... Çocuğumun dedesi de olmalı ama! Yani hiç bir zaman dilimi diğerinden daha kabul edilebilir değil! Değildi. Olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamak istediğim zamanlarda hep bunları düşünürdüm. Babasız kalma düşüncesi aklıma geldiği an boşanırdı yaşlar gözümden. Yüzüm kıpkırmızı olana dek ağlardım. Ve ne çok korkardım Tanrım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırdım ki bir daha asla içten gülemem, haftalarca yemek inmez boğazımdan, ağzımı bıçak açmaz... Bunlar da olmadı. Hayretle ve kendime duyduğum öfkeyle zaman zaman, hepsini de yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman incinsem, ne zaman sığınma isteği duysam ilk aklıma gelensin babam. Sanki sen olsan hiç biri olmazmış, herşey daha kolay olurmuş gibi. Ardarda tekrarlanan bu heceyi on koca yıldır söyleyememek ağız dolusu, duyarken içinde bir yerlerin sızım sızım sızlaması ne demektir bilen bilir. Yaşayan bilir. Bazen yaşamadan da tahmin edilir demek ki Cemal Süreya gibi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?&lt;br /&gt;Sizin hiç babanız öldü mü?&lt;br /&gt;Benim bir kere öldü kör oldum&lt;br /&gt;Yıkadılar aldılar götürdüler&lt;br /&gt;Babamdan ummazdım bunu kör oldum&lt;br /&gt;Siz hiç hamama gittiniz mi?&lt;br /&gt;Ben gittim lambanın biri söndü&lt;br /&gt;Gözümün biri söndü kör oldum&lt;br /&gt;Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak&lt;br /&gt;Şöylelemesine maviydi kör oldum&lt;br /&gt;Taşlara gelince hamam taşlarına&lt;br /&gt;Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi&lt;br /&gt;Taşlarda yüzümün yarısını gördüm&lt;br /&gt;Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü&lt;br /&gt;Yüzümden ummazdım bunu kör oldum&lt;br /&gt;Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2543000910363683377?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2543000910363683377/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/ba-ba.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2543000910363683377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2543000910363683377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/ba-ba.html' title='BA-BA'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3937014452581797033</id><published>2008-09-21T04:39:00.000-07:00</published><updated>2008-10-14T12:57:29.767-07:00</updated><title type='text'>BİR EYLÜL ARMAĞANIMA...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5249708273765146578" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SNq13GAzX9I/AAAAAAAAAB4/KmTkgMJ1iFA/s320/divan+teras.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir eylül sabahı uykulu gözlerini aralamanla başladı tanışıklığımız... Ve şimdi ikinci eylülün sonuna yol almaktayken aynı evde, hayata bu güzel karşılaşmayı sunduğu için ne kadar teşekkür etsem az gelir sevimli hayaletim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte dondurucu soğuklara, kavuran sıcaklara, delice esen poyrazlara, sıkıcı ve eğlenceli sohbetlere, sinirleri zorlayan gelişmelere, bazen uzayan yollara maruz kaldık. Her şeyi bu kadar "olumluluk" süzgecinden geçirmeyi nasıl başardığını anlayamamakla beraber hep takdir ettim Mia çiçek-çiçek mi? hangisi? :-)) -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halâ bu kadar temiz ve güzel yüreği olan birilerinin olduğunu gösterdiğin ve umut verdiğin için,&lt;br /&gt;Güzel gülüşünü bir gün olsun esirgemediğin için,&lt;br /&gt;Elin kadar açık olan gönlün için,&lt;br /&gt;Bulunduğun her yeri çocuk gibi şenlendirdiğin için,&lt;br /&gt;Huysuz cüce olduğumda bile güzel huyundan vazgeçmediğin için 385 kez teşekkür ederim :-)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıltın sönmesin, kahkahan seninle yaşasın sonuna dek meleğim, çiçeğim, hayaletim, kardeşim. İyi ki varsın.Nice nice yıllara...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3937014452581797033?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3937014452581797033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/bir-eyll-sabah-uykulu-gzlerini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3937014452581797033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3937014452581797033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/bir-eyll-sabah-uykulu-gzlerini.html' title='BİR EYLÜL ARMAĞANIMA...'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SNq13GAzX9I/AAAAAAAAAB4/KmTkgMJ1iFA/s72-c/divan+teras.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6261549247125953563</id><published>2008-09-09T01:20:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T14:51:07.124-07:00</updated><title type='text'>ON DOKUZ IŞIK YILI</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SNK58OSQF7I/AAAAAAAAABo/1bfBf7GsPIk/s1600-h/ilk+kolaj.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5247460960117987250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 353px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px; TEXT-ALIGN: center" height="172" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SNK58OSQF7I/AAAAAAAAABo/1bfBf7GsPIk/s200/ilk+kolaj.JPG" width="231" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sıkıcı ve uzun bir yaz tatilinin daha başladığı günlerden bir gün çocukluğun kırmızı geceliğiyle aralanan kapıdan içeri nelerin gireceğini, dehlizlere uzanan nice kapıların açılacağını ikisi de bilemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki &lt;em&gt;farklı renk&lt;/em&gt; kız çocuğunun, yırtık kotlara yazılan yabancı şarkıcı isimlerinden edebî cümlelere uzanan evrimi… Anneden özenle saklanan ergenlik günlüklerinden sanal günlüklere, yakan topların, bisikletlerin, karda kışta ayaktan çıkmayan patenlerin anılarıyla dolu sokaktan dört yüz kilometre uzakta, kıyısında halâ şaşkınlıkla yürünen sahil kentine getirip onları bırakan uzun yılların anısına bu satırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birbirine dair hatıraların bazen burkulan yüreklerle, bazen iç çekişli bir gülümsemeyle, bazen kahkahalarla anılması, silikleşen izlerin diğerinin belleğiyle tazelenebilmesi ne tanımsız bir duyumsamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte büyümek, olgunlaşmak(?), pişmek… ama “annenin gözünde çocuk kalmak gibi, arkadaşın gözünde de büyümemek”..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı renk giysilerle pişti olalım yine. Giderken atışıp , hiç bir şey olmamış gibi barışık dönelim halâ gezintilerden. Biri takdir alınca diğeri sevinsin yine kendisi almış gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Işığımız&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; solmasın hiç, aksine güçlensin yaşadıkça. Artık ona daha çok kişinin ihtiyacı var hem. Ömrü de güzel olsun yüreği gibi…&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6261549247125953563?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6261549247125953563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/yirmi-iik-yili.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6261549247125953563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6261549247125953563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/09/yirmi-iik-yili.html' title='ON DOKUZ IŞIK YILI'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SNK58OSQF7I/AAAAAAAAABo/1bfBf7GsPIk/s72-c/ilk+kolaj.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-997262019772102305</id><published>2008-08-24T08:05:00.000-07:00</published><updated>2009-12-06T16:27:08.032-08:00</updated><title type='text'>YOL/LAR</title><content type='html'>"&lt;em&gt;Yolların kesişenini severim" diyenlere&lt;/em&gt; ...&lt;br /&gt;Bir yoldan kaç farklı duyguyla, kaç farklı kişiyle, hatta aynı kişiyle ne değişik hâller içersinde geçiyor insan. Defalarca sarmaş dolaş, o an yaşanan güzel duygular ve huzurun yerini hiçbir şeyin tutamayacağına duyulan büyük inançla, bitmesin isteyerek yürünen yolda, gün geliyor yanındakini hiç tanımadığını düşünerek, tuhaf bir uzaklık duygusuyla, hızlı ve gergin adımlar atılabiliyor. Ve bir akşam, yolun tanıklık ettiği tüm duygu ve durumları düşünerek, bu düşüncelerin yalnızlığına yaptığı vurguyla , adımlarını sürükleyerek yürünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüreğinde benzer yaraları kanayan, kulaklarında aynı ezgiler çınlayan, kafalarında aynı soru işaretleri dönüp dolanan insanların apayrı uzayıp giden, birbirini bilmez ve kesmez yollara dalıp gittikleri de çok olmuştur muhakkak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol; ne çok umut, ne çok umutsuzluk, bazen hüzün bazen neşe, hem ayrılık hem kavuşma gibi tezat duyguları yaşatan ve anımsatan bir kavram..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle &lt;strong&gt;yol aldı&lt;/strong&gt; ki insanoğlu, kesişmez yol kalmadı görünmez ağlarla örülü yaşamımızda. Herkesin yolu ağlara düşer oldu bir şekilde. İyi ki de öyle oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-997262019772102305?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/997262019772102305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/08/yollar-yollarn-kesienini-severim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/997262019772102305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/997262019772102305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/08/yollar-yollarn-kesienini-severim.html' title='YOL/LAR'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3261698056953803422</id><published>2008-08-07T05:32:00.000-07:00</published><updated>2010-03-23T13:48:23.950-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='murathan mungan'/><title type='text'>"KADINDAN KENTLER"</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxzF5hgcuI/AAAAAAAAAA4/lO1NLoXgnCo/s1600-h/images.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236687011902943970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxzF5hgcuI/AAAAAAAAAA4/lO1NLoXgnCo/s320/images.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa süre önce okuyup bitirdiğim, vedalaşmakta çok zorlandığım Murathan Mungan romanı... Yurdun bir çok ilinden, iliğine kadar işlenmiş kadın manzaraları, hikâyeleri, ilişkileri... Nefis örüntüler, betimlemeler, kesişmeler. Lezizdi gerçekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyanlardan yorumlarını beklerim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3261698056953803422?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3261698056953803422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/08/kadindan-kentler.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3261698056953803422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3261698056953803422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/08/kadindan-kentler.html' title='&quot;KADINDAN KENTLER&quot;'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxzF5hgcuI/AAAAAAAAAA4/lO1NLoXgnCo/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2443107518774818471</id><published>2008-07-23T02:16:00.000-07:00</published><updated>2008-12-20T15:08:21.898-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İÇerden'/><title type='text'>Küçük Mutluluklar(ım)</title><content type='html'>1.Asansörün katta bulunması,&lt;br /&gt;2.Şehirlerarası otobüslerde çanta askısı bulunan yere denk gelmek,&lt;br /&gt;3.Elde poşetlerle gelip, apartman giriş kapısını açık bulmak,&lt;br /&gt;4.Toplu taşıma araçlarında yer bulmak/ dikildiğim yerden birinin kalkması ile oturabilme şansına kavuşmak,&lt;br /&gt;5.İzlemek istediğim bir filmin tv de karşıma çıkması,&lt;br /&gt;6.(Ortaokul,lise ve üniversite yıllarında) eve gelip kimse olmadığını görmek, (Bu, şimdi bakınca öyle görünen oysa küçükten daha bir mutluluktu aslında..)&lt;br /&gt;7.Tam aklından birini geçirirken onun tarafından aranmak,&lt;br /&gt;8.Sabahları okulun alternatif giriş kapısının açık olması.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2443107518774818471?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2443107518774818471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/07/kk-mutluluklarm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2443107518774818471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2443107518774818471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/07/kk-mutluluklarm.html' title='Küçük Mutluluklar(ım)'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2747003858018262070</id><published>2008-07-02T12:59:00.000-07:00</published><updated>2008-11-03T07:16:24.463-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>ŞAŞKINLIK</title><content type='html'>Bir yerde, birileriyle öğrendiklerimizi, bambaşka adreslerde, akıllara gelmeyecek, hayâllere sığmayacak kişilerle kullanmak, ne tuhaf... Birilerinin izlerini, anılarla dolu lekelerini kapatmak başka renklerle... Ya da hiçbir şey tuhaf değil ne bileyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yok yok, halâ tuhaf bulunacak şeyler var. İyi ki de var. Aynı kente yine ancak hayâli kurulabilecek bir şekilde toplanmak örneğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşırt beni hayat! Güzel bir şaşkınlıkla açılsın ağzım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2747003858018262070?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2747003858018262070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/07/akinlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2747003858018262070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2747003858018262070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/07/akinlik.html' title='ŞAŞKINLIK'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-5073266165657859033</id><published>2008-06-19T14:13:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T14:54:08.184-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İÇerden'/><title type='text'>BİTİR-EME-MEK</title><content type='html'>Başlaması kolay, bit(ir)mesi zor şeyler var. Başlangıcı heyecanla insanı saran... sevinç ve umutla yüklü bir uçan balonu havaya bırakmak gibi. Sonra oyunun en kızıştığı yerde topun dikenli tellere takılıp patlaması ile kızarmış yanakları, hızla atan kalpleri ile oyuna doyamadan veda eden çocuklar kalır ortada.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-5073266165657859033?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5073266165657859033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/5073266165657859033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/06/balamas-kolay-bitirmesi-zor-eyler-var.html' title='BİTİR-EME-MEK'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2750780514633544830</id><published>2008-06-01T12:16:00.000-07:00</published><updated>2008-10-15T14:54:29.171-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İÇerden'/><title type='text'>TUHAFLIKLAR (güncellenen yazı)</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Kendimle ilgili bazı tuhaf huy/alışkanlık/tutumları fark ediyorum bu ara. Örnekler aşağıda:&lt;br /&gt;1.Yalnız yürüyüş yaparken istediğim yerden ani bir "U" çekerek dönmekten imtina ettiğimi... Sanki etraftakiler belli bir yere gitmediğimi, öylesine yürüdüğümü anlayacaklar ve bu da utanılacak bir şeymiş gibi... Hatta bazen beden diliyle şöyle mesajlardan yararlanıyorum döneceğim zaman; sanki ilerde birine filan bakıyorum da "haa yokmuş döneyim ben burdan bari" diyorum, gibi. Ama o gün nerden niye döndüğümün kimseyi ilginlendirmeyeceğine (ki zaten kimsenin umurunda olmadığına eminim) karar verip keskin bir dönüş yaptım. Hoşuma da gitti ne yalan söyleyeyim:)&lt;br /&gt;2.Eğer biraz özenerek giyindiğim, kendimi şık,alımlı vb. bulduğum bir gün, yolda giderken yaşlı bir amca, gariban görünümlü bir hemcinsim gibi birileri tarafından süzülürsem kendimi kötü7biraz suçlu hissettiğimi...&lt;br /&gt;3.Benden onlarca yıl yaşlı insanlar arabamı yıkarken içinde oturuyor olmaktan(araca sahip olmaktan) nerdeyse özür dileyecek bir mahcubiyet duyduğumu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;4.İltifat kabul ederken zorlandığımı ve saçmalaya (da)bildiğimi... İşte yaşanmış örnekler: X:Eteğin çok güzelmiş Ben: Aslında eskidi ama ben de seviyorum, vazgeçemiyorum. X: Saçlarının dalgası çok hoş Ben: Eskiden dümdüzdü biliyor musun? Sonradan dalgalandı. Bazen güzel oluyo bazen çok kötü duruyo. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;5.Bir de dışarıdan gelirken eve nerdeyse beşyüz metreden fazla mesafe kala anahtar aramaya başlıyorum ve gelene kadar anahtarı elimde tutuyorum. Bu beş saniye ila beş dakika arasında değişen çanta kurcalama esnasında, her defasında anahtarı bir yerde unutmuş veya kaybetmiş olabileceğim endişesini yoğun biçimde yaşıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;6.Önceden hazırlama durumu ekmek, gazete vb. küçük alışverişlerin parası için de geçerli. Markete ya da büfeye yürürken o cüzdan çıkarılır, bozuklar hazırlanır. Neymiş? Girip alacağımı aldıktan sonra hoop hemen parasını takdim edeceğim. Sanki yolda yürürken çanta cüzdan karıştırmaktan daha zor, durduğun yerde çıkarıp parayı vermek. Cinslik mi? Evet öyle işte .. :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;7. Şimdi efendim... örneğin ortamda iki kişi konuşuyor birbiriyle ve bendeniz de dinleyici durumundayım. A kişisi B kişisine birşey söylüyor fakat B kişisi yanlış anlıyor ve anladığı şekilde yanıtlıyor karşı tarafı-ki genelde olumsuzluk içeren durumlardır bunlar-. Burada ben hemen kendimi A kişisini korumak/kollamak/... ya da adı belli olmayan bir amaç içersinde bulup başlıyorum B kişisine yanlış anladığını anlatmaya. "sana ne" denilmesine çok uygun elbette yaptığım. Doğru, bana ne? Bazen ben de düşünüyorum. "Eğer ihtiyaç duyuyorsa kendi açıklar Nermin, karışmasana" diye kızıyorum kendime ammavelâkin bir dahaki sefere bakıyorum yine aynı tepkimede bulunmaktayım. Bu da böyle.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2750780514633544830?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2750780514633544830/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/06/tuhafliklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2750780514633544830'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2750780514633544830'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/06/tuhafliklar.html' title='TUHAFLIKLAR (güncellenen yazı)'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-8707063353894948756</id><published>2008-05-28T14:18:00.000-07:00</published><updated>2008-08-20T12:37:50.985-07:00</updated><title type='text'>HAMAM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxyfTBhW4I/AAAAAAAAAAw/2XzB_ma_B5A/s1600-h/hamam5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5236686348733209474" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxyfTBhW4I/AAAAAAAAAAw/2XzB_ma_B5A/s320/hamam5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk kez kapısından içeri adım attığım, hayli özgün bir mekân imiş gerçekten. Nem kokusu ve buharların ardında, su şırıltıları arasında, insan bedenindeki &lt;strong&gt;zaman &lt;/strong&gt;izleri kaçtı benim gözüme en çok... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Et' sözcüğünden pek hazzetmesem de üstad Murathan Mungan' ın şu leziz cümlesi bir kez daha geldi dimağıma, yazıldı: "....etinden geçen zamanla içinden geçen zaman aynı değildi..." Zaman, kimbilir kimlere ne çelmeler takarak, neleri sündürüp nereleri buruşturarak geçmiş gitmişti tenlerden... Kanın çatlattığı damarlar, güneş altında pörsümüş, lekelenmiş deriler, belki zamanında bir kıvılcımla alev almış, çok can yakmış, hazzın her türlüsünü görmüş gözenekler, kim bilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünenin ardındakini, ancak suretin arkasındaki biliyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-8707063353894948756?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/8707063353894948756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/hamam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8707063353894948756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/8707063353894948756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/hamam.html' title='HAMAM'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_X0BIJu_-e1A/SKxyfTBhW4I/AAAAAAAAAAw/2XzB_ma_B5A/s72-c/hamam5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-2743690573259911515</id><published>2008-05-21T12:01:00.000-07:00</published><updated>2008-11-03T07:16:24.464-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>HIRlı HIRsız</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Birilerinin hayatına hiç beklenmedik ve en önemlisi istenmedik bir şekilde dokunanlar, kurcalayanlar vardır hani. Bu 'dokunma' ve 'kurcalama' mecazî düşünüldüğünde de, gerçek anlamında olduğunda da gayet rahatsız edicidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Sizin bir çok insanı kapıdan içeri almak, bir bardak çay ikram etmek için farkında ve ya olmaksızın ne çok ölçütle değerlendirdiğiniz , daha ince bir eleme sonucu odanızın kapısını sonuna kadar açtığınız umurunda bile değildir bir "hırsız"ın. Onun kendinde, kapınızdan içeri elini kolunu sallayarak girebilme, belki kardeşinizin, annenizin, sevgilinizin ve ya/hatta eşinizin izinsiz karıştırmadığı özel çekmecenizi, dolaplarınızı, gizli kapaklı yerlerinizi köşe bucak karıştırma hakkını kendinde görmesi ne tuhaf! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Yalnızca maddi değerlerime el uzatması değil beni rahatsız eden. Hiç bilmediğim gözlerinin( ve belki ellerinin de), fotoğraflarımın, filmlerimin, not defterlerimin, yatağımın üzerinde kimbilir ne şekilde gezmesi... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Bir hırsız, gezdiği eve sadece maddesel arayışla mı bakar, yoksa farklı birşeyler de arar mı bilemiyorum. Ve cebine koyup götürdüklerinin, kişinin hayatından, anılarından, özenle yıllarca koruduğu değerlerden de birşeyler çALMAK olduğunun farkında mıdır?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-2743690573259911515?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/2743690573259911515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/hirl-hirsz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2743690573259911515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/2743690573259911515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/hirl-hirsz.html' title='HIRlı HIRsız'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-6291175488590612339</id><published>2008-05-15T12:53:00.000-07:00</published><updated>2008-11-03T07:16:24.465-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>Yeni Deneyimler</title><content type='html'>İlk defa arabayla ilgili bir tamirat işini kendi kendime hallettim bugün. Ve dedim ki içimden "bunları da yapacakmışım demek.. ve bak nasıl da yapılıyormuş iş başa düşünce". Diğer yandan, bazı konularda sorumluluğu ve yetkeyi tamamen bir başkasına devretmek ne rahatlıkmış meğer...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-6291175488590612339?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/6291175488590612339/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/yeni-deneyimler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6291175488590612339'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/6291175488590612339'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/yeni-deneyimler.html' title='Yeni Deneyimler'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-7104919415977135116</id><published>2008-05-11T11:45:00.000-07:00</published><updated>2008-11-03T07:16:24.466-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayat v.s.'/><title type='text'>BELİRLENMİŞ GÜNLER</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;"Bizim annemiz çok özel. Ya sizinki?" Bir mağaza camından okuduğum bu yazı, insanların zaaflarından yararlanmak ve duygularını sömürmek üzere cümleler, reklâmlar, kampanyalar üretilen günlerden bir kez daha mide bulantısı duymama sebep oldu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;Bu özenle belirlenen günlerde, o günün adına uygun 'varlık'ları olmayan insanların hangi deliğe kaçsalar gözlerine dokunacak, kulaklarına çalınacak uyarıcılardan kaçamayacaklarını düşünmek de daha can sıkıcı olan yanı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Trebuchet MS;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-7104919415977135116?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/7104919415977135116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/belirlenmi-gnler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7104919415977135116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/7104919415977135116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/belirlenmi-gnler.html' title='BELİRLENMİŞ GÜNLER'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9016304136702007460.post-3724280825893825951</id><published>2008-05-09T00:27:00.000-07:00</published><updated>2008-06-01T13:52:11.713-07:00</updated><title type='text'>Açılış Notu</title><content type='html'>Ortaokul yıllarımda çok değerli öğretmenim İbrahim ERDEM rehberliğinde başlayan günlük tutma alışkanlığım, uzun yıllardır, seyrelerek de olsa devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternet günlüğü oluşturmak da zaman zaman düşünüp bazen üşengeçlik, bazen paylaşma konusundaki kararsızlığım nedeniyle askıya aldığım bir eylemdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün, o günmüş demek. Pek de düşünmeden birden kendimi, bana ait sanal defterimi oluştururken buldum. Sayfalara gözleri değecek olan herkese şimdiden merhaba...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9016304136702007460-3724280825893825951?l=dehlizden.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://dehlizden.blogspot.com/feeds/3724280825893825951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/al-notu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3724280825893825951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9016304136702007460/posts/default/3724280825893825951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://dehlizden.blogspot.com/2008/05/al-notu.html' title='Açılış Notu'/><author><name>Kumdan Kale</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06236269697175964092</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='18' height='32' src='http://bp3.blogger.com/_X0BIJu_-e1A/SCQA1kL7gwI/AAAAAAAAAAU/mVQtnFXWWf8/S220/dsc_0292.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
